Hatıratı
ABDÜLHAMİD'İN
HATIRA
DEFTERİ
» Hazirlayan: Ismet Bozdag
PINAR YAYINLARI
Beyazsaray No.: 31
Beyazıt / İstanbul
Tel: 528 40 03
Altıncı Basım: Şubat 1985
Dizgi - Baskı: Dizerfconca Matbaası
Cilt: Zafer Matbaası
Kapak: Endülüs. Grafik
Kapak Baskı: Temel Matbaası
İSMET BOZDAĞ
ÎSMET BOZDAĞ:. 1932 Bursa. Araştırmacı, yazar. Daha çok yakın tarihle ilgili araştırmaları ile tanınmıştır. Eserleri: «Başvekilim Adnan Menderes» (1968 Celâl Bayar ile beraber), -Bir Çağın Perde Arkası» (1976), «Demokrat Parti ve Ötekiler» (1978), Kemal Tahir'in Sohbetleri» (1080), «Üçüncü Çözüm» (1983), «İşte Japon Modeli» (1985).
Ayrıca «Pekin'de Gömülen Marksizm» adlı bir çalışmasını bitirmek üzere. «Günümüze Aykırı Düşünceler» ismiyle yayınlanması düşünülen, konulan itibariyle hayli ilginç olacağını sandığımız bir eserin de üzerinde çalışmaktadır.
ABDULHAMİD HANIN HATIRATI içindekiler
ÖNSÖZ / 7
YENİ DEVLET TAKVİMİ / 9
Şehzadelik Günleri / 10, Edebiyatçıların Değil Edepsizlerin Düşmanıydım / 13, Mithat Paşa / 18, O İşret Gecesinde / 21, Mithat Paşa'nın ölümünde Parmağım Yok / 22, Sultan Abdülaziz Öldürülmüştür / 27, Balkan Hadiseleri / 31, Siyasette Taviz Zorunludur / 32, Sait ve Kâmil Paşalar / 33, Daha Kuvvetli Bir Rusya Doğabilir / 36, Mithat Paşa İngilizlere Güveniyor / 39, Sadrazam Ordu Mevcudunu Bilmiyor / 41, Konsolosluğa Sığınan Vezir / 45, Namık Kemal / 47, Kızıl Hayvan / 53, Ermeni Meselesi / 55, Jön Türk - Ermeni işbirliği / 59, İngiliz Aldatmacası / 77, Akıllan Fikirleri Petrolde / 79, Osmanlı Devleti'nde istihbarat / 81, Hep Akıllı insan Aradım / 83, Ermeni Kundakçılarını Alkışlayan Münevverlerimiz / 86, Doksanüç Muharebesini Tarih Şaşırmadan Yazacaktır / 93, Ordu içinde ikilik / 95, Tarih Değil Hatalar Tekerrür Ediyor / 99, 31 Mart Hadisesi / 102, Yanlıştan Yanlışa / 111, Padişah, Tarih ve Allah Huzurunda Hesap Verir / 112, Kaçmaya Tenezzül Etmedim / 115, Selanik'te ilk Günler / 121, Padişah'ın Şahsî Serveti Alınıyor / 126, Demek Devlet Yoktu / 137, Balkan Savaşı Günleri / 148, Buradan Benim Cenazem Gider / 151, Talât Paşa'nın Ziyareti / 155, Enver Paşa Kılıcını Çıkarmıştı / 160.
HATIRALAR NASIL BULUNDU / 165 BELGELER VE RESİMLER / 185
II. Abdülhamid Han SUNUŞ
SUNUŞ
II. Abdülhamid Han, Osmanlı sultanları içerisinde kuşkusuz en çok tartışılanı. Osmanlı tarihinin en çetin ve zorlu bir döneminde tahta çıkan Sultan II. Abdülhamid, şahsî özelliklerinden çok, devrinde meydana gelen oldukça önemli siyasî-sosyal gelişmeler karşısındaki tutumuyla yerilmekte ya da övülmekte-dir. Hakan'ın şahsıyla ilgili ithamları ve bunlara karşı yapılan savunmaları önemsiz bulabilir ve kulak ardı edebiliriz. Ama otuzüç yıllık muazzam bir tarih dilimini kapsayan ve siyasî entrikalarla beraber Batılı düşünce akımlarının da alabildiğine hız kazandığı, buna karşılık Pan-Türkizm ve Pan-İs-lâmizm tezlerinin boy gösterdiği, Batılı devletlerin siyasî ve psikolojik baskılarının doruk noktasına ulaştığı bir dönemi, «II. Abdülhamid dönemi»ni dikkate almamak mümkün müdür? Tanzimat'la başlayıp Meşrutiyetle alevlenen ve nihayet Cum-huriyet'le devam eden «Batılılaşma» sürecinin, genelde aydınlar tarafından çok dikkatli bir biçimde değerlendirilmesi gerektiği itiraz kabul etmez bir hakikat olsa gerektir. Günümüzdeki kültürel ve siyasal gelişmelerin temelleri hiç şüphesiz yakın tarihimizde aranmalıdır. Bu yüzden Abdülhamid devri özel bir önem tanımaktadır.
Kitap bir "Abdülhamid savunması» olarak değerlendirilmemelidir. Hakan'ın anlattıkları, yer yer, kendisine yapılan ithamlara cevap niteliği taşıyorsa da; bu anılar bizce, daha çok yakın tarihimizin önemli olaylarına ışık tutması açısından kıymet arzetmektedir. Anılar, yalnız tarih araştırmacıları için değil, günümüzü anlamak ve geçirmekte olduğumuz sosyo-kül-türel değişmelerin dinamiğini kavramak isteyen aydınlarımız içinde paha biçilmez bir malzeme niteliği taşımaktadır.
Bu arada çok önemli gördüğümüz bir hususu okuyucularımıza hatırlatmayı gerekli görüyoruz: Sultan II. Abdülhamid, hatıralarının bir yerinde, dikkatli okuyucularımızın gözünden kaçmayacağına emin olduğumuz bu- değerlendirme yapmaktadır; Cemaleddin Afganî hakkında... Bilindiği gibi Afganî iki kez İstanbul'a gelmiş ve bir süre kalmıştır. Zamanın Şeyhülis-lâm'ı ve bazı din adamları ile arasında geçen tartışmalar gerçekten tatsız ve nahoş olmuştur. Yazıktır ki, 19. yüzyılın ikinci yarısındaki Islâmî hareketlerin pek çoğu üzerinde büyük tesirleri olan Afgani ülkemizde yanlış anlaşılmıştır, istisna kabul edilebilecek birkaç kişinin dışında, bu olumsuz imaj, Ab-dülhamid'den Şeyhülislâm'a kadar pek çok insan üzerinde hakim olmuştur. Ancak, Mehmet Akif ve benzeri birkaç kişi, O'nu hararetle müdafaa etmişler ve Afganî'yi lâyık olduğu mevkiye oturtmaya çalışmışlardır. Sırât-ı Müstakimin 91. sayısında, Akif onun hakkında şunları söylen
«Bugün Mısır ülkesinde islam adına mücadele eden ne kadar insan varsa, bütün bu kıymetli insanlar Cemaleddin Afga-nî'nin yetiştirdiği kişilerdir...
«Merhumu ne Afganistan'da, ne Hindistan'da, ne Avrupa da ve ne de Osmanlı toprağında rahat bırakmadılar. Hiç bir yerde onu rahat ettirmediler. Cemaleddin, islâm dininden biraz taviz verse idi, İslâm için mücadele etmekten biraz olsun vazgeçse idi, dünyanın her tarafında itibar ve makam bulurdu. Debdebe ve şatafat içinde yaşardı. Fakat o bütün mansıblara ulaşmak kabiliyetinde olduğu halde, islâm konusunda tavizsiz olduğu için, bunların hepsinden mahrum bırakılmış bir büyük insandır. Hiç kimsenin dayanamayacağı hakaretlere ve taarruzlara kendi imanı ile karşı koydu. Kâmil, üstün kelimesinin ihtiva ettiği manaya göre o bir yaşayan sehid idi...» (1)
Sultan Abdülhamid'in Afganî ile ilgili ifadeleri, bizce, içerisinde bulunduğu konum ve şartlar açısından değerlendirilmelidir. Bilindiği gibi Afganî «saltanat» anlayışına karşıdır ve saltanatı «ittihad-ı islâm»a bir engel olarak görmektedir. Sultan Abdülhamid ise «Pan-İslâmizm»i savunmakla beraber saltanat makamının sahibidir. Hakan'ın, İngilizler'in Hilafeti yıkma çabalarıyla Afganî'nin düşünceleri arasında bir paralellik görmesi, olayları çok yönlü değerlendirmek ve her türlü ihtimali hesaba katmak alışkanlığından kaynaklansa gerektir.
Ayrıca şunu belirtmekte yarar var. Abdülhamid dönemine ilişkin sayılan çok olmasa da, hatırat türünde kitaplar yayınlandı. Bunlardan bilhassa, belli aralıklarla birkaç kez Ab-" dülhamid'in sadrazamlığını yapmış «Sait Paşa'nın Anılarının(2) bu kitap açısından bir ayrı önemi var. Olayların birbirine tekabül etmesi ve bu olaylara ilişkin değerlendirme tarzlarının ve davranışlanın açıkça görülebilmesi açısından, Sait Paşa'nın Anı-ları'nın da bu eserle beraber okunmasında yarar olduğu kanaatındayız.
Sonuç olarak tekrar belirtelim ki, bu anılar, tarihçiler, araştırmacılar ve aydınlar için bir malzemedir. Bu değerli belgeler, Osmanlı tarihinin son yüzyılının daha objektif ve daha gerçekçi bir şekilde incelenmesine yardımcı olacaktır kanaatindeyiz.
PINAR YAYINLARI
(l) Modernleşmek mi, islâmlaşmak mı? M. Akif Ersoy. îhya yy. 1983-İst.
(2) Sadrazam Said Paşa, Anılar. Haz. Şemsettin Kutlu, Hür. yy. 1977 - İstanbul.