ANASAHİFEHATIRATIKIZIL SULTAN MI?LİDERLİK SIRLARIFİLİSTİN DIRAMIDERSLERMUHTELİF

Genel:

ANASAHİFE

İNDİR

BAĞLANTILAR

İRTİBAT

KARDES KANI DÖKÜLMESIN

Sultan, Selanik'ten İstanbul'a hareket eden, toplama ve düşman silâhlarını taşıyan hareket ordusuna karşı harekete geçilmesini talep eden kumandanlara, çarpışılmamasını, Müslüman kanı dökülmemesini sık sık tembih etti ve emirler verdi. İsteseydi yalnız Taksim ve
Taş kışladaki eğitimli asker ve sâdık subaylar, gelen çapulcu alaylarını darmadağın edebilirdi. Fakat, kardeş kanının dökülmesini istemedi.

İstanbul'a giren hareket ordusu kumandanları, doğru Yıldız sarayına geldiler. Hazîneyi, asırlardan beri toplanmış olan kıymetli
yadigârları ve dünyânın en zengin kütübhânelerinden olan saray kitaplığının bir kısmını yağma ettiler. Pâdişâhın altın arabası bile par
çalanıp paylaşıldı. Bu yağmacılar, birer kahraman, kurtarıcı ilân edildi. O yıl ittihatçılar, Sultândan iki yaş küçük olan kardeşi Muhammed Reşâdı yerine geçirdiler. Sultân Reşâd, ihtiyar, sessizdi.Ortalığı kana boyayanların, gönülden Müslüman olmadıklarım görüyordu. Bu merhametsizler karşısında âciz, zavallı bir kukla hâlinde idi. İttihâdcılar, sultân Abdülhamid'i lekeliyecek bir suç bulamadılar. Milletin onu çok sevdiğini, saydığını görerek, öldürmeğe de cesaret edemediler. Hemen o gece, kurmay binbaşı Fethi Okyarın emrinde olarak, trenle Selâniğe götürdüler. Orada Alâtini köşkünde hapis edildi. Ömrünü okumakla ve ibâdet ile geçirdi. Hükümeti ele geçiren ittihatçıların çoğu, hattâ din işleri başkanı olan şeyh-ul islâm efendileri dahî mason idi.

Asiler çok ileri gittiler. Ali Kabuli Kaptanı, Mabeyn-i Hümayun önüne tartaklanmış, baygın bir halde getirdiler. Sultan Abdülhamid Han, Ali Kabuli Bey'i bu halde görünce Asilere "Bırakınız çocuklar. Allah aşkına bana bağışlayınız" isteğine uymadılar, süngülediler. (290)

İtiatsizlik

Sultan Abdülhamid Han, kan dökmekten, kendi saltanatı bahasına da olsa, şiddetle çekinirdi. Müslüman kanının dökülmesini istemiyordu. Kendi tabiriyle Asker yorgan kavgasına tutulmuştu. Halifeyi dinleyen yoktu. Kadro ise hiç yoktu. Kızı Ayşe Sultan'a;

"Bizim için artık Kurtuluş yok. Askere itaatsizlik gelmiş. Yeniçeriliğe dönmüş, yazık" diyordu.
Düşmanın istediği olmuş, ülke her geçen gün kargaşaya, belirsizliğe, felakete doğru hızla yaklaşıyordu.

Sadık paşalar II. Abdülhamid Han'a asilere karşı silahla karşılık vermek için teklifte bulunuyordu. Padişah da; "Bir kişi için bin kişi yanmaz. İki kardeş birbirini vurmaz. Tüfekçilerin silahları toplansın. Kimse bir silah atmasın. Kimsenin burnunun kanamasını istemem. Ne yapacaklarsa yapsınlar" şeklinde emirler veriyordu.