ANASAHİFEHATIRATIKIZIL SULTAN MI?LİDERLİK SIRLARIFİLİSTİN DIRAMIDERSLERMUHTELİF

Genel:

ANASAHİFE

İNDİR

BAĞLANTILAR

İRTİBAT

TARIHIN YÜZ KARASI

II. Abdülhamid Hana hal'ini tebliğ için Yıldız'a gönderilen heyetin teşekkül tarzı ise, Türk tarihinin en yüz kızartıcı hadiselerinden birisi oldu. Bütün Osmanlı tebeasını temsil etmesi gerektiği iddiası ile teşekkül olunan hey'ette tek bir Türk yoktu. Bunlar; Yahudi Emanuel Karasso, Arnavut Esat Toptani, Ermeni Aram Efendi ve Padişah'in uzun seneler yaverliğini yapmış olan katışık soydan Arif Hikmet Paşa idiler. Padişah, hal' kararını tebliğe gelenlerin kimler olduğunu, mabeyn başkatibi Cevad Beye sorup öğrenince;

"Bir Türk padişahına, İslam halifesine hal' kararını bildirmek için bir Yahudi, bir Ermeni, bir Arnavut ve bir nankörden başkasını bulamadılar mı?!" demekten kendini alamadı.

Sultan'ın karşısında duran Esat Toptani hemen "Millet seni azletti" dedi. Sultan Abdülhamid Han gür bir seda ile: "Zannedersem Hal' etti demek istiyorsunuz. Pekala! Buna gösterilen sebep nedir?" diye sordu. Bunun üzerine Arif Hikmet Paşa fetvayı okumaya başladı;

"İmanı-ı Müslimin olan Zeyd bazı mesail-i mühimme-i şer'iy-yeyi Kütüb-i şer'iyyeden tayyü ihraç ve kütüb-i mezkuriye menu hark ü ihrak..."

"Kütüb-i şer'iyyeyi hark ü ihrak" yani "şer'i kitapları yırtıp yakma" sözlerini duyan padişah, gür ve yüksek sesle; "Ben hangi
kütüb-i şer'iyeyi yakmasını? Hasbenallah derim" diyerek fetvayı sonuna kadar dinleme sabrını gösterdi. Fetva bitince Padişah bu fetvanın hangi makam tarafından verildiğini sordu. Arif Hikmet de "Meclis-i Milli" cevabı üzerine "Ya...Öyle mi? Bu meclise riyaset-eden kimdir?" sorusu üzerine "Ayan Reisi Said Paşa olduğu cevabını alır ve hayret eden bir seda ile,

"Said Paşa, öyle mi? Otuz üç sene millet ve devletim için, memleketimin selameti için çalıştım. Elimden geldiği kadar hizmet ettim. Hakimim Allah ve beni muhakeme edecek de Resulullah'tır. Bu memleketi nasıl buldumsa öylece teslim ediyorum. Hiç kimseye bir karış toprak vermedim. Hizmetimi ancak Cenab-ı Hakk'ın takdirine bırakıyorum. Ne çare ki düşmanlarım bütün hizmetime kara bir çarşaf çekmek istediler ve muvaffak da oldular. Allah düşmanlarımı kahretsin" dedi.II. Abdülhamid Han, 31 Mart vakası ile hiçbir alakasının olma
dığını belirterek; "Sebep olanları millet arasın bulsun. Ben milleti
min iyiliği için çok çalıştım. Hepsi mahvoldu." (294)

Düşmanı'mn karşısında bile edebinden ellerini cebine koymazdı

II. Abdülhamid Han, kendisini görevden almak için gelen heyetin karşısında iki eli yanda olarak duruyordu. Edebinin yüksekliğinden çocuklarının karşısında bile elleri cebinde karşılamazdı.