Yazı olarak
FİLİSTİNTEMEL GÖSTERGELERFİLİSTİNİN TARİHİFİLİSTİN BARIŞ SÜRECİFİLİSTİNDE İNSAN HAKLARIFİLİSTİN DİRENİŞ ÖRGÜTLERİŞAHSİYETLER

FİLİSTİNİN TARİHİ:

İslam Öncesi Dönem

İslami Dönem

İslami Dönem:

Osmanlı Dönemi

1897’den İsrail’e

48’den 91’e

Genel:

FİLİSTİN

ÖNSÖZ

BÜLENT YILDIRIMIN TAKDİMİ

YASER ARAFATIN TAKDİMİ

GİRİŞ

FIHRIST

SONUÇ

KRONOLOJİ

KAYNAKÇA

İTHAF

Manda yönetimi

Manda Yönetimi
1917’de fiilen başlamış olan İngiliz yönetimi 25 Nisan 1920’de yapılan San Remo Konferansı’nda Filistin üzerinde İngiliz Mandası’nın kabul edilmesiyle garanti altına alınmış oldu. İki yıl sonra da Filistin tamamen İngiliz yönetimine bırakıldı ve Siyonist olduğu açıklanan Sir Herbert Samuel Filistin’e ilk İngiliz Yüksek Komiseri olarak gönderildi.
I. Dünya Savaşı’nın sona ermesinin hemen ardından Balfour Deklarasyonu’ndan cesaret alan çok sayıda Yahudi Avrupa’dan Filistin’e göç etti. 1920 Eylül'ünde 16.500 kişilik bir Yahudi grubunun Filistin'e göç etmesi kararı alındı. Bu da Filistinler arasında Yahudi karşıtı söylemi güçlendirdi. Bunun akabinde 1921 yılının Mayıs ayında Kudüs’te büyük bir ayaklanma çıktı ve ayaklanma polis ve asker tarafından güçlükle bastırılabildi. Bölgeye gönderilen Haycraft Araştırma Komisyonu’nun raporuna göre Yahudi karşıtı Filistin hareketinin nedeni, Yahudilerin göçü nedeniyle bölgede siyasi ve ekonomik dengelerin bozulması, Filistinliler arasında işsizliğin artması ve buna bağlı olarak Filistinlilerin geleceğe dair endişeleridir.
Arap liderlerinden oluşan delegasyon 21 Şubat 1922’de Londra’ya giderek Koloni Bakanlığı’na Filistin halkının Balfour Deklarasyonu’nu veya manda rejimini kabul etmediklerini ve ulusal bağımsızlık istediklerini bildirdi. Bu gelişmenin ardından İngiliz hükümeti 1 Temmuz’da, kendilerinin bütünüyle Yahudi bir Filistin yaratmak niyetinde olmadığını belirtmekle birlikte göç yoluyla Filistin’de Yahudi nüfusunun her geçen gün artmasına imkan veren Balfour Deklarasyonu’ndan taviz verilemeyeceğini bildiren Churchill Beyaz Bildirisi olarak nitelendirilen açıklamayı yayınladı. Bu bildiriyle eski Ürdün Filistin’den ayrıldı. Aynı yıl 21 Temmuz’da da Filistin mandası, Milletler Cemiyeti Konseyi tarafından onaylandı. İngiliz mandasının onaylanmasının ardından, 1923-1929 yılları arasında Filistin, nispeten sakin bir dönem geçirdi. Bu dönemde her iki toplum da, manda rejiminin sonunda Filistin’in geleceğinin halkların nüfuslarına ve sahip oldukları toprak oranlarına göre belirleneceğini anlamış oldu. Bu nedenle Filistinliler Yahudi göçünü haklı olarak engellemeye, Yahudiler de göç yoluyla buradaki nüfuslarının ve topraklarının artmasını sağlamaya yönelik faaliyetlere giriştiler.
1928 yılının ikinci yarısında ekonomik krizin de etkisiyle Filistinliler ve Yahudiler arasındaki düşmanlık yeniden canlanmaya başladı. Bunda hiç şüphesiz manda yönetiminin kuvvetli bir etkisi bulunmaktaydı. Manda, görünürde İngilizlerin Araplara ve Yahudilere karşı yükümlülükleri olduğu anlamına gelse de yönetimin belirlenmesinde Arap tarafın hiçbir dahli olmamış, İngilizler bu işi Yahudilerle halletme yoluna gitmişti. Aslında bu tavırla Filistin’deki Müslümanların varlıklarının bile kabul edilmediği açık bir şekilde ifade ediliyordu.
15 Ağustos 1929’da Ağlama Duvarı’nda Yahudiler bir gösteri düzenlediler ve Filistinliler de hemen ertesi gün bir gösteri düzenleyerek buna cevap verdiler. 1928-1929 olayları bölgede gerginliği artırdı. Bölgeye Mart 1930’da Walter Shaw liderliğinde gönderilen Araştırma Komisyonu Ekim ayında yayınladığı Beyaz Bildiri olarak adlandırılan raporda, gösterilerin nedeni; Filistinlilerin siyasi ve ulusal amaçları ile Yahudilerin çıkarlarının çatışması ve Filistinlilerin geleceğe dair duydukları ekonomik endişe olarak açıklandı. Siyonist hareket bunu Yahudi göçüne sınırlama getiren ve Filistinliler lehine görünen 1922 tarihli Churchill Beyaz Bildirisi’ne dönüş olarak yorumlamadı. Ancak bildirinin aksine, Almanya’da 1930’lardan itibaren Yahudi karşıtı hareketlerin gelişmesine paralel olarak, Filistin’e göç eden Yahudi sayısında önemli oranda artış oldu. Filistin’e göç eden Yahudi sayısı 1934’te 40.000 iken, 1935’te 62.000 oldu.
Bölgede Yahudi nüfusunun hızlı bir şekilde artması Arap muhalefetinin güçlenmesine neden oldu. 1931 yılının Aralık ayında Kudüs’te 22 ülke temsilcisi Siyonist tehlikeye karşı Müslüman Ülkeler Kongresi’nde bir araya geldiler. 1932 yılında İstiklal Partisi ve Ulusal Gençliğin Millet İdaresi (Congress Executive of Nationalist Youth) kuruldu. 1935 yılına gelindiğinde Yahudi nüfusunun artmasıyla kendi vatanlarında ikinci sınıf vatandaş konumuna düşürülen Filistinlilerin tepkisi doruk noktasına ulaştı. Bu zamana kadar birbirinden bağımsız olarak hareket eden altı Arap siyasi partisinden (İstiklal Partisi hariç) beşi bir araya gelerek işbirliği kararı aldı.