KÜRTLERİN ORİJİNİ
SEYFİ CENGİZ
Asıl Kürtlerin orijini problemi bilim dünyasına egemen düşünce şablonları, önyargılar ve saplantılar nedeniyle bir türlü aydınlatılamadığı gibi daha da karıştırıldı.
Bu konuda üzerinde hemfikir olunan bir görüş yok.
Onları Gutiler, Haldiler, Medler, Karduklar ve Kirtilerle ilişkilendiren muhtelif görüşler öne sürüldü. Enc. Of Islamın Kürtler maddesinin yazarı Minorsky, bu yazısında Kürtlerin orijini konusundaki tezlerin bir özetini zaten verdiği için, burada bu tezlerin hepsine tek tek değinmeyecek, sadece onlardan bir bölümünü ele alacak ve kendi araştırmalarım sırasında rastladığım verileri toparlamakla yetineceğim.
Antik Çağlarda Kürt Varlığının İpuçları
Guti-Qurti-Kürt Bağlantısı
Speıser, Mesopatamian Origins adlı eserinde Kürtleri Gutilerle ilişkilendirir.
Bu tezine kanıt olarak Asur kralı Tukulti-Ninurta (Enurta) I (1244-1208 M.Ö)in kayıtlarından başlayarak Quti (Guti)lerle bağlantılı olarak sık sık Qurti adıyla karşılaşıldığını, Quti ve Qurti denenlerin Uqumani (Kummuhi) adlı aşiretlerin komşuları olarak sık sık birlikte anıldıklarını ve yazıtlardaki bu referanslarda Quti (Guti) denenler ile Qurtileri birbirinden ayırmanın pratik olarak imkansızlığını öne sürüyor. Ona göre bu kayıtlarda Qurtiler ayrı bir grup olmaktan çok Qutilerin bir kolu gibi gözükmekte, Quti ve Qurti adları arasındaki filolojik ilişki karanlık olsa da bu iki ad yazıtlarda fiilen eş anlamlı veya aynı etnik gruba takılan alternatif adlar olarak görünmektedirler. Ama Qur-ti okunuşunun henüz kesin olmadığına işaretle bu adın doğru şeklinin Kur-hi olmasının da mümkün olduğunu belirtiyor (Bk. Speiser, a.g.e., s. 112-113).
The Name Kurd And İts Philological Connections adlı yazısında Driver, listesini yazıtlardan çıkardığı Karda (Qarda), Karduchi, Gortochi (Gordi), Kardakes, Cordueni, Cyrtii, vd gibi sonekleri farklı dillere göre değişse de hepsi ortak bir krd öğesi içeren tüm bu adların aynı kökten geldikleri ve etnik olarak ilişkili oldukları sonucuna vardı, ama filolojk güçlük nedeniyle Qurti ve Guti bağlantısını redetti.
Drıverin bu görüşüne rağmen Speıser Qurti ve Gutilerin ayırt edilemeyeceğinde ısrar eder (a.g.e, s. 115-116).
Bu tartışmayı çok daha yakın tarihlere ilişkin kanıtların yardımıyla belki geliştirebiliriz.
Neilson C. Debevoise, A Political History Of Parthia (1938) adlı eserinde bu konuya daha fazla ışık tutacak bir yazıta referans vererek şöyle der:
M.Ö. 7 Şubat 213 tarihi taşıyan Uruk tabletleri Partların kuzeydoğudaki antik düşman Gutilerle aynı olduğuna (Partların ve Gutilerin aynı olduklarına, sc) daha da kesinlik kazandırır (Bk. a.g.e., s. 14).
Açık ki bu yazıt Partlar ve Selefkoslar çağına aittir.
Eğer Partlarla Kürtler arasında bir akrabalık keşfedilirse, Qurti ve Guti bağlantısı konusundaki tez daha da güç kazanacak demektir.
Grek Veya Girit Bağlantısı
Heredot tarihinin esas konusu Doğu-Batı çatışmasının kendi zamanındaki en son halkası olan Pers-Yunan savaşlarıdır. Heredot, kitabının başında Perslerin ve Fenikelilerin bu savaşın nedenleri ve tarihsel arka planı konusunda düşündüklerini aktarır.
Onun Persler tarafından anlatıldığını söylediği efsanelerden biri, Truva Savaşından çok önceki bir tarihte Fenikeliler ile Yunanlılar arasında cereyan etmiş savaşları Doğu-Batı çatışmasının başlangıcı olarak gösterir ve Pers-Yunan savaşının da bu Doğu-Batı çatışmasının bir aşaması olduğuna işaret eder.
Bu efsaneye göre Fenike-Greek savaşı ile başlayan Doğu-Batı çatışması Colchi-Grek, Truva-Greek ve Pers-Greek savaşlarıyla sürer.
Heredot kendi tarihine Doğu-Batı çatışmasının tarihine ve nedenlerine ilişkin olan bu efsaneyle başlar. Bu efsaneye göre gemileriyle uzun deniz seferleri yapan Fenikeliler bir keresinde Argosa gelerek bazı kadınları esir eder ve birlikte götürürler. Onların kaçırdığı kadınlardan biri de Argos kralının kızı Iodur. Efsane Ionun kaçırılışını Fenike-Yunan (Doğu-Batı) çatışmasının başlangıcı ve nedeni gibi görür. Buna misilleme olarak Grekler Fenike kenti Tyreye ve yaklaşık aynı sıralarda Colchiye de birer deniz seferi yaparak Fenike kralının kızı Europe ile Colchi kralının kızı Medeayı esir edip birlikte götürürler (Heredot, Fenike kralının kızı Europeyi kaçıran Greeklerin Cretanlar, yani Giritliler olduğunu tahmin etmektedir).
Efsaneye göre bu olaylardan iki kuşak sonra bu kez Truva kralı Priamın oğlu Alexandrus (diğer kaynaklarda Paris) Hellasa gelip Colchi kralının kızının kaçırılışına misilleme olarak Helleni kaçırır. Efsane Hellenin kaçırılışını Greeklerin Asya istilasının ve Truvayı yıkmalarının sebebi olarak gösterir.
Aynı efsaneye göre Pers-Greek savaşının kökeninde kendilerini Asyanın sahibi gibi gören Perslerin Greeklerin Truvayı istila etmesine karşı tepkisi vardır, ona bir misillemedir (Bk. Heredotus, I. Kitap).
Argos kıralının kızı Ionun (Xuthusun oğlu ve İyonların isim babası efsanevi kahraman Ion ile karıştırılmamalı, sc) Fenikeliler tarafından kaçırılışı ve bunu izleyen olaylar konusunda Strabo (M.Ö 64 - M.S 24)nun aktardığı bir rivayet (yukardaki efsanenin bir versiyonu) Kürtlerin ad ve orijinleri konusunda bana önemli gibi göründü. Bu rivayeti özetleyerek veriyorum:
Antioch (Antakya) halkının anlattığına göre, Argivler (Homerde Greek ya da Yunan adı yoktur. Onlara Akalar, Danaanlar veya Argivler/Argives diye referans verilir. Sc), Triptolemusu Tyrede kayıplara karışan Ioyu aramaya gönderdi. Triptolemus Klikyada Ioyu aradığı sıralarda onun beraberindeki Argivler (Argoslular olmalı, sc)den bir bölümü ondan ayrılıp gidip Tarsusu kurdular. Triptolemusla birlikte aramayı sürdüren Argivlerin geri kalanı ise (Heredotun tahminine bakılırsa bunların Cretanlar/Giritliler olduğu düşünülebilir. sc) en sonunda onunla birlikte Orontes (Nahr-el-Asy, çev.) havzalarında yerleştiler. Triptolemusun oğlu Gordys (Gordis veya Gordus okunur. Bu sözcüğün kökü Gordur. Sondaki us bir sonektir. sc) ise, babasına eşlik edenlerden bazıları ile birlikte Gordyaeada bir koloni kurdu (Bk. The Geography Of Strabo, 14. Kitap, s. 162, Syria başlıklı bölüm).
Strabo, daha sonra Suriyenin Seleucis adlı parçasını oluşturan ve Bacılar diye çağrılan dört kenti Seleucus Nicatorun kurduğunu ve bunlara kendisinin, babasının, annesinin ve karısının adlarıyla Antioch Epidaphne, Seleuceia (Pieria), Apameia ve Laodiceia adlarını verdiğini anlatır. Suriyenin Seleucis adlı bölgesi de adını Seleucus Nicatordan almaktadır. Strabo, Antioch (Antakya) kentinin de Seleucus Nicator tarafından kurulduğunu ve onun yeni kurduğu bu kente Argos kralının kızı Ioyu aradıkları sıralarda Orontes havzalarına yerleşmiş olan Triptolemusun soyundan gelenleri yerleştirdiğini yazmaktadır. Strabonun yazdığına göre Triptolemus, Antakya halkı tarafından bir kahraman olarak kabul ediliyor ve onun onuruna Seleuceia civarındaki Casius Dağında (Soldin Dağı, çev.) bir festival yapılıyordu (Bk. The Geography Of Strabo, 14. Kitap, s. 161-62, Suriye başlıklı bölüm).
Bu efsanede geçen Gordyaea açık ki Xenophondaki Karduçya ile aynıdır. Strabodaki rivayete göre bu coğrafya M.Ö. 13. Yüzyılın ikinci yarısında yeralan Truva Savaşından daha gerilerdeki oldukça eski bir tarihte (Heredottaki rivayete göre Doğu-Batı savaşının başlangıcında) Grekler (Argoslular, Ioyu aradıkları süreçte Triptolemusa refekat eden Argivler tarafından) tarafından kolonileştirimiş (kurulmuş) ve adını da buraya yerleşen koloninin başındaki Gordysten almıştır. Straboda Gordys, Gordyenenin kolonileştirilmesiyle ilişkilendiriliyor (Ayrıca bk. Strabo, a.g.e., 14. Kitap, s. 157).
Yani bu efsaneye göre Kürtlerin ve Kürdistanın isim babası bu rivayette geçen Gordystir. Rivayette onunla koloni kurucu efsanevi bir kahraman olarak karşılaşıyoruz. Gordyaea, beraberindeki Argivlerle birlikte onun tarafından kurulmuş bir kolonidir. Heredotun varsayımı sözü edilen koloninin Cretanlar (Giritliler) olabileceğini de düşündürüyor. Böylece bu efsane bana göre Kürtlerin orijini ve adları konusunda bir tez içeriyor. Gordys (Gord) ve Gordyaea adları Kürt ve Kürdistan adlarıyla aynıdır. Zazalar Kürtlere Kırdas der. Gordis ve Kırdas (Gord ve Kırd), aynı şeydirler. Her ikisinde de aynı sonekle (-is, -us, -as) karşılaşıyoruz. Dolayısıyla rivayetteki Gordys adı, Kürt adının eski, belki de en ilk biçimidir.
Kaynaklarda Gord kökünden türeme görünen şu isimlerle karşılaşmaktayız:
Gordys (Triptolemusun oğlu), Gordius ya da Gordias (1. Midasın babası, Frigya kralı, 2. Midasın oğlu olan Frigya kralı ve Heredottaki bilgiye göre aynı zamanda Adrastusun babası), Gordium (Frigyada bir kent, Juliopolis), Gordus (Truvada bir yer), Gortynium (bir Makedonya kenti), Gordyaei-Gordyaea-Gordyene (Mezopotamyada bir ülke, Ermenistanın bir eyaleti, Gordiye veya Gordistan okunabilir), Gordyaeus (bir Gordyaei prensi), Cardia (Trachian Chersonesusta, yani Gelibolu Yarımadasında bir kent)
(Bu adlar için bk. Heredot ve Straboya).
Kürt adını ve orijinini araştırırken kimsenin Gorys, Gordios, Gordium vd gibi adeta ben burdayım diye bağıran adları anmayışı ilginçtir.
Frik Bağlantısı
Kürt adı ve Kürtlerin orijini konusunda önemli ipuçlarından biri de Frikler ve onların tarihi hakkında söylenenlerde yatıyor. Çünkü Frigya devletinin ilk kralı Gordios adını taşıyor. Bu adın kökü olan Gord, bugünkü Kürt adının kendisi imiş gibi görünüyor. Kürtlerin isim babası Argivlerin Fenike seferinde adı geçen Gordys değilse eğer, ilk Frik kralı olan bu Gord da olabilir. Tabi bunlar aynı değil de ayrı ayrı kişilerse.
Frik kralı Gordiosun oğlu Midasın M.Ö. 738de tahta çıktığı kaydediliyor. Bu tarih doğruysa Gordios, M.Ö 8. Veya 9. Yüzyılda yaşamış olmalıdır. Ama Frik devleti daha erken kuruldu gibi. Belki daha erken bir diğer Gordios da olabilir. Friklerin başkenti de Gordium (Gord-ium) adını taşıyordu. Dini merkezleri ise Midas adlı kentti.
Midas adı Medlerin adıyla ilintli midir? Böyle bir ilişki varsa, yani Midas ve Med adları aynı ise, Kürt ve Med adlarının aynı halkla ilişkili olması düşünülebilir. Onları aynı zamanda Frik adı altında veya Frik ve Muşkiler (Bazı araştırmacılar onları Colchi ve Gürcistanla ilişkilendirirler. Heredot, Medlerin kendi adlarını Colchi kralının kızı Medeadan aldıklarını söyler. Midas ve Medea da ilişkili olabilirler)le bir ittifak içinde buluyoruz gibi. Bu olgular Frikler ve onlardan bir koloni olduğu söylenen Ermeniler ile Kürtler arasında bir bağlantı olabileceğini düşündürtmektedir. Strabonun Ermenilerin orijinine değinirken antik rivayetlerin Medlerle Ermenileri bir şekilde Thessalianlar ile ilişkilendirdiğini, bu rivayetlere göre bu iki halkın Thessalian kentinden ve Jason ve Medeianın soyundan geldiklerine işaret etmesi de dikkate değerdir (Heredot, yedinci kitabında Medlerin adının Colchili kadın Medeadan geldiğini söylüyordu).
Tüm bu ipuçları Kürtlerin tarihte ilk kez Anadolu ve Trakyada Frikler adı altında göründüklerine işaret edebilir belki.
Akamenidler Dönemi (Heredot ve Xenophonda Kürtler)
Friklerin yıkılışı ve onlarla aynı oldukları sanılan Muşkilerin yenilgiye uğratılmasını takib eden çağlarda Kürtlerden kim, ne zaman ve hangi adlar altında sözediyor?
Bu dönemdeki ilk bahis Heredottaki Paktiler ve Xenophondaki Karduklar olabilir. Bu tarihten sonra Selefkoslar ve Partlar döneminde de, daha doğrusu Roma dönemi yazarlarında da Karduklara ve ülkelerine referanslar görürüz.
Heredotta Dariusun 13üncü satraplığında Ermenistanla birlikte Pactyic Ülkesi anılır. Pactyic sözcüğünü Bohti (Bohtan, Botan) olarak yorumlayanlar var. Böylece bu görüşe göre Heredotta Kürtler Pacty (Bohti) adı altında anılmış olmalıdırlar.
Xenophon (430-354 M.Ö)daki Kardukların da Kürtlere referans olduğunu düşünenler var.
Xenophon, zengin bir Atinalıdır. Sokratesin arkadaşıdır. M.Ö 401 yılında içinde onbin Yunanlı askerin de bulunduğu Akamenidlerin Küçük Asya (daha doğrusu Lidya, Frigya ve Kapadokya) satrapı Küçük Cyrus (Akamenidlerin kurucusu ilk Cyrusla karıştırılmamalı. Böyle bir karıştırmayı önlemek için buna Küçük Cyrus ya da Genç Cyrus diye referans verilir)un ordusu eşliğinde İran seferine katıldı. Küçük Cyrus, İranda tahtı kendisi ele geçirmek için kendisini komploculukla suçlayan Akamenid kralı olan büyük kardeşi Artaxerxesle savaşa gidiyordu. Onun bu seferi Lidyanın başkenti Sardisten başladı. Sardiste topladığı orduda onbin paralı Yunan askeri de vardı. Xenophon, bu Yunan birliğiyle birlikteydi. İki kardeşin orduları Babilde karşılaştılar. Bu savaşta Küçük Cyrus yenilgiye uğratıldı ve öldürüldü. Onun ordusunda bulunan onbin mevcutlu Yunan birliğinin liderliği Xenophona düştü ve o bu onbin Yunan askerinin Babil kapılarından Karadenize geri çekilişini yönetti, sonraları bu yürüyüşün öyküsünü Anabasis başlığıyla kitaplaştırdı.
Babilden geri çekilişlerinde Yunan birlikleri geriçekiliş yolunda Carduchianlar ile karşılaştılar (-ian soneki atılırsa Carduch kalır geriye. Burdan sonra onlardan Carduch diye sözedeceğim, sc). Xenophon, Carduchlardan ilk kez Anabasis adlı eserinin üçüncü kitabında sözeder (Bk. a.g.e., s. 251). Onun tarifine göre Carduchlar dağlar arasında yaşayan savaşçı bir halktı. Akamenid kralına bağlı değiller. Onların ülkesinden sonra Ermenistan gelmektedir ve bu yürüyüşün yapıldığı tarihte Ermenistanı Orontas adında bir satrap yönetmektedir (Strabo, Ermenistanı önce Perslerin, daha sonra da Makedonların ele geçirdiğini, sonuncusunun Yedi İranlılardan birisi olan Hydarnesin soyundan gelme Orontes olduğunu söyler. Bk. The Geography Of Strabo).
Yunan birlikleri Carduchların dağlarına vardıklarında, Xenophonun kendilerinden barbarlar diye sözettiği Carduchlar evlerini bırakıp karıları ve çocuklarıyla dağlara kaçarlar ve gece toplanıp taşlar yuvarlayarak ve ok atarak Yunanlılara saldırırlar. Bazı Yunanlılar öür, bazısı yaralanır. Ertesi sabah yürüyüş devam eder (Anabasis, III. kitap, s. 259-69).
Birkaç çarpışmadan sonra Xenophon anlaşma önerir, ölü Yunanlıların cesetlerini ister. Carduchlar, evlerinin yakılmaması koşuluyla bunu kabul ettiler (s. 273-75).
Xenophon, üçüncü kitabının sonunda değinmeye başladığı Carduchlara dördüncü kitabında tekrar döner. Anlaşmaya rağmen görüşmeler daha bitmeden Carduchiler yeniden taşlar yuvarlamaya başlarlar. Yürüyüş ertesi gün Carduchilerle savaşa savaşa devam eder (Anabasis, IV. Kitap, 275-77).
Nihayet Yunanlılar Karduchia (Karduçiye, Kardukiye) ile Ermenistanı ayıran sınır olan Centrites Nehrine (Ancient Turkey kitabının yazarı Seton Lloyda göre bu nehir Diclenin doğu kolu olan modern Botan Irmağıdır. E. Yavuz, bu addaki des Yunanca sonektir, kök Kentridir der. sc) ulaşırlar.
Yunanlılar, Karduchilerin ülkesini yedi günde geçtiler ve bu süre zarfında hep çatıştılar (IV. Kitap, s. 279). Yunanlılar nehrin karşı yakasında Akamenidlerin Ermenistan satrapı Orontasın Ermeni, Mardi/Mard ve Chaldaean paralı askerlerinden oluşan ordusunu gördüler. Kendilerini izlemekte olan çok sayıda silahlı Karduchilerin saldırıları altında çatışarak nehri karşıya geçtiler (IV. Kitap, s. 287-91).
Sonraki yürüyüşleri Ermenistan içinde devam etti.
Xenophonun Carduchlar ve Carduchia hakkında tüm dedikleri bunlardır.
Carduchların modern Kürtlerin ataları olduğu görüşü bilim dünyasında yaygın kabul gördü.
Selefkoslar, Partlar, Romalılar, Bizans ve Sasani Çağlarında Kürtler
(Polybius, Ptolemy, Strabo ve Ermeni Kaynaklarında Kürtler)
Kirti Bağlantısı (Selefkoslar Dönemi) ve Sonraki Kaynaklarda Carduchiler
Polybius (200-118 M.Ö), Selefkosların isyancı Medya (İran ve Mezopotamya) satrapı Melonun ordusunda Cyrthii (Kirti, Kurti)ler olarak adlandırlan sapancılardan sözeder (Polybıus, II. cilt, 5. kitap). Seleucia ve Babili alarak Kızıl Denize dek tüm topraklara hakim olan Melon, ardından Susa üzerine yürürse de burada başarılı olamaz. Sonunda Medyanın güneyinde Apollonia Dağları (Zağros civarı) yakınında Suriye kralı Büyük Antiochus III (223-187 M.Ö) tarafından yenilgiye uğratılır (M.Ö. 217). Melonun bu isyanında özellikle Kirtilere güvendiği kaydedilmektedir.
Kirtilerin adı Straboda Curtii şekli altında kaydedilir ve Medianın kuzeyinde (Cadusii, Mardi/Amardi ve Tapyri aşiretlerine komşu bir aşiret olarak) ve Fars Eyaletinde (Mardiler/Amardiler ile komşu) yaşayan dağlı, göçebe ve soyguncu aşiretler arasında gösterilirler (Bk. The Geography Of Strabo, XI. kitap s. 263 ve 15. Kitap s. 130).
Polybıus (200-118 M.Ö), Strabo (M.Ö. 64-M.S 24) ve Ptolemy (M.S. 90-168)de kısmen değişik şekiller altında ilk kez Xenophonun eserinden bildiğimiz Carduchlardan da sözedilir.
Polybıusun kaydına göre aşağı Suriye üzerinde hakimiyet için Mısır kralı Ptolemy III ile M.Ö. 217 yılında yaptığı savaşta bir süre önce isyancı Medya satrapı Melonu yenilgiye uğratan Selefkos kralı Antiochus IIIün ordusunda Cardaces (Cardaclar veya Cardalar) da vardı (Polybıus, II. cilt, 5. Kitap, s. 265-66 ve 269).
Strabo, Cardaces adının kökünün savaşçı (yiğit, yiğitçe, erkekçe) anlamlı Carda sözcüğü olduğunu, söyleyerek özetle şu açıklamayı yapmaktadır:
Persler (Akamenidler diye anlayın, sc)de gençler gün doğmadan uyandırılır, onlardan ellişer kişilik gruplar oluşturulur ve her grubun başında bir kralın yada satrapın oğlu olduğu halde kendilerine askeri eğitim yaptırılır. Bu ellişer kişilik gruplara veya bu grupları oluşturan gençlere (kişilere) Cardaces deniliyor. Bunlar soygun ve yağma ile yaşadıkları için savaşçı, yiğit anlamlı Cardadan türeme bir ad taşıyorlar.
Ama çevirenin (Groskurd) notuna göre onun sözünü ettiği Cardaceler Persler değil, yabancı (Asuri ve Ermeni Carduciler) askerlerdir, daha doğrusu sonraları kendilerine Gordyaei veya Gordyeni denilen ve en son olarak da bugün Kürtler olarak bilinen Xenophonda bahsi geçen Carducilerdir.
Kendi eserinin Asurya başlıklı bölümünde Gordyaei (Gordyaea) bölgesine de değinen Strabo, bu bölgenin antiklerin Carduchi dedikleri aynı yöre olduğuna işaret eder. Strabo, Gordyaeiye dahil yerleşmeleri Sareisa, Satalca ve Pinaca (Ermeni kralına bağlı bir kale ve kent. Romalılar tarafından da zapedilmiş) şeklinde saymakta, yapı ve kuşatma tekniğinde usta olan Gordyaeilerin bu sebeple Artaxiad hanedanlığının en ünlü kralı olan Tigranes (Tigran II) tarafından hizmete alındıklarını, Gordyaea ülkesinin en büyük ve en iyi parçasının Roma generali Pompey tarafından Tigranese verildiğine işaret etmektedir.
Strabonun kaydettiği bir efsanede Van Gölü güneyindeki (Asuryanın en kuzey parçası) bu ülkenin Triptolemusun oğlu Gordys tarafından kolonize edildiğinin söylendiğine daha önce zaten değinmiştim.
Ptolemy, Carduchileri Gelilerin aşağısında Margasilerle Cadusilerin topraklarına yakın bölgelerde gösterir ve daha ilerde ise Gordyeneden ve Gordyaei Dağlarından sözeder.
Ermeni tarihçisi Moses Khorenatsi, History Of The Armenians (Robert W. Thomson çevirisi) adlı eserinde Ermenistana egemen olduklarında ülkeyi beyliklere bölerek yöneten Partların Korduatsi (Korduk, Korchek, Tmorik diye de bilinen Kordrik bölgesi) adını taşıyan eyalette de aynı adı taşıyan bir beylik oluşturduklarını yazmaktadır (a.g.e., s. 143, 178, 196, 209, 220-21). Khorenatsinin bu eserinin M.S. 5. Veya daha büyük ihtimalle M.S. 8. Yüzyıla ait olduğu sanılmaktadır.
Böylece Partların hakimiyeti çağında ve erken ortaçağlarda da değişik şekiller altında yaşayan aynı adla karşılaşmaktayız gibi. Nitekim M.S. 9.-10. Yüzyılın Ermeni tarihçisi Thomas Artsrunide de Korduk adına rastlarız. Thomas Artsruninin aktardığı bir rivayette Nuhun gemisinin dünyanın ortası olarak tanımlanan Korduk Dağlarında karaya oturduğu söylenmektedir. Artsruninin aktardığı bu rivayet çevirenin notuna göre Eusebıusun Chroniclesinde de mevcuttur (Bk. Thomas Artsruni, History Of The House Of The Artsrunik, R. W. Thomson çevirisi, s. 81, 1985).
Modern Ermeni tarihçilerinden Nicholas Adontz (Armenia In The Period Of Justınıan, 1970) ve Cyrıl Toumanoff (Studies In Chrıstıan Caucasian History, 1963)un görüşlerini de kısaca not etmek gerek. Toumanoff, lokal Carduchi hanedanlıklarından, bir Gordyene Krallığından (sadece terim olarak) ve Corduene prenslerinden, 298 yılından sonra onbeş kalesi bulunan Corduene prensliğinde/devletinde Roma kontrolünden sözeder (a.g.e., s. 181-182).
Toumaoff ve Adontzun verdikleri listelerde pek açık olmayan kontekslerde Kordovit prensi (M.S. 6. Yüzyıl sonunda anılan bir prens), Gardmaneçi (kuzeydeki Gardmanlara Ermenicede böyle deniyor), Kordwaçi, Kordowaçi evi, Boduni evi, Korçek adları geçer, Korduk prensi, Korduk, Boduni, Kordowayk, Korteank adları anılır. Adontz, Tigranın ordusundaki etnik gruplar arasında Gordyenleri de sayar (s. 318), modern Kürtlerin atalarının Kurtiler olduğunu söyler ve Kadme prens evinin bunlarla ilişkili olduğunu düşünür, Mardiler gibi Kurtilerin de Ermenistan sınırlarına yerleştiklerine ve Kurtilerin yerleştikleri bölgenin onların adıyla Korcek olarak bilindiğine işaret eder. Adontzun görüşüne göre Kürtlerin ataları olan bu Kurtiler ile Karduchlar (Adontza göre Ermenilerin Korcek adından ayırt etmek için Korduk dediği bölge Karduchların ülkesiydi, ama sonraları Korcek, Kürtlerin artan gücü sonucunda komşu Korduk topraklarını da içine aldı) ayrı ayrı halklardır, ayrı orijindendirler ve birbirine karıştırılmamalıdırlar. Zamanla onların topraklarının bir Ermenistan eyaleti olarak değerlendirildiğini söyleyen Adontz, Kadme prens evinin Kordular (Korduene) ile çok yakın ilişkide olduklarına işaret eder (s. 323).
Yazıtlarda Kürtlerle İlişkili Olabilecek Referanslar
Salmaneser Iin yazıtında Kirkhular, Kurkhiler gibi adlar, Tiglat-Pileser Iin bir yazıtında onun zapettiği yerler arasında Mekhri (Mikhri) ve Bisri bölge adları, Tukulti-Ninib Iin fetihleri arasında Kurti (Kur-ti-i), Tiglat-Pileser IInin yazıtlarında Quru halkı gibi adlar geçer.
Ama bu okunuşlar çok kesin değildir (Bu yazıtların İngilizce çevirileri için Bk. L. W. King, Studies In Eastern History, cilt 1, 1904, London; William Right, The Empıre Of The Hittites, London, 1884; Ricords Of The Past, cilt 5; Gaston Maspero, The Struggle Of The Nations).
Not: Yukarıdaki adların bir kısmı tanıdıktır. Şerefname Kürdistanda Mekri adında bir vilayet ve Şehrizorda bu adda bir aşiret sayar. Evliya Çelebi 1640larda Trabzon Eyaletine dahil ve sanırım Çoruh Nehri vadisinde yeralan Mekrilistandan ve burada Becene adlı bir yerden bahseder ve Mekrilistana yakın bir Batum sancağını ve Budin diye bir yeri anar. Edip Yavuz Besvi/Besevi adında bir Çerkez aşireti sayar.
Sözlük: Boht-Becen ve Diğer Bazı Adlarla İlişkili Görünen Adlar
Budiiler: Heredotta adı verilen altı Med aşiretinden birisi.
Budiniler: Heredotta İskityaya komşu topraklarda kalabalık ve büyük bir aşiret veya halkın adı.
Bithyniler (Thyniler): Asya Trakları arasında anılan bir aşiret.
Bootiler: Pelasglar topluluğu içinde Heredotun bu adda bir aşireti de andığına işaret eden E. Yavuz, onların Bohtiler/Bohtanlılar olduklarını öne sürer.
Boetia: Heredotta galiba Hellasta gösterilen bir yer.
Bottiaea: Heredotta Trakya deniz kıyısında (Balkanlarda) bir bölge.
Bessiler: Heredotta Traklar arasında adı anılan bir rahip klanı.
Pactyes: Lidyayı zapteden Akamenid kralı Cyrus başkent Sardiste yönetimi bu adda bir Lidyalıya emanet eder.
Pactyes; Pactyic: Heredotta Akamenidlerin 13. Eyaletinde (Bohtan diye yorumlanır bazılarınca) ve Afganistanın kuzeydoğusunda birer toprak/bölge adı.
Pactye ve Carda (Cardia): Gelibolu Yarımadasında (Hellespont) birbirine yakın iki kent. Carda, bir Miletus kolonisiydi (Bk. Heredot).
Boeotlar: Homerin İlyadasında Akalar (Homerde Argivler=Akalardır) arasında sayılırlar.
Butiya: Ariflerin Menkıbelerine göre Karmanın daha eski adıdır.
Kerkük: Evliya Çelebi Kelkit Çayının adını Kerkük diye de yazar.
Kürt: Bu adda bir Macar aşireti de var.
Kartli (Gurj, Kurj, Virk, Vir): Gürcülerin adlarıdır bunlar.
Kutrigur: Bir Hun aşireti. Hun denenlerin özel adının Kutiguri olabileceği ileri sürülür. Sabirler de bir Hun aşireti olarak görülüyor.
Croat (Hırvat): Nazmi Sevgen bu isme Hakkari Yüksekovada Hırvata şeklinde bir köy adı olarak rastlandığını yazar.
Got: Bu ad ile bir Got aşireti olan Grutungi adı Kürt adını anımsatır gibi.
Bhutan Krallığı (Butan okunur): Everest ve Tibet ötelerinde bir yer. Halkından Butaniler diye sözediliyor. Dağlık, zor bir coğrafyası var. Kürdistandaki Botan adıyla neredeyse aynıyeti nedeniyle merak ettim. Enc. Of Brıtannicanın Bhutan (Bhutia, Bhote, Bhotia) maddesine göre, Himalyalarda bağımsız bir krallıktır. Bir Himalyan halkıdır. M.S. 9. Yüzyılda veya daha sonraki bir tarihte Tibetten geldikleri sanılıyor. Ülkeleri Tibet Platosu, Çin ve Hindistan arasındadır. İzole bir hayat sürmüşler. Tarihte buraya Tibetten çok sığınmalar olmuş. Tibet kültürü (Tibet dili ve dini dahil) egemen. Dilleri Tibetçenin bir diyalekti. Dinleri Budizm-öncesi Şamanizm ile karışık Tibet Budizmidir. Dalai Lamayı ruhani liderleri olarak tanır ve desteklerler. Tibet ise otonom bir Çin bölgesidir. Kendi dinine ve kültürüne sahip. Bhutan, Tibetin bir bölgesi, Tibette bir etnik bölgedir.
Kürtler ve Sibirya
The Missionary Review Of The World (Vol. 24, July-Dec. 1911, Temmuzda çıkmış) içinde sayfa 546da tesadüfen rastladığım The Kurds Of Siberia (Sibirya Kürtleri) başlıklı ilginç bir haber-yazıyı aynen aktarıyorum:
Bu yazının yazarı bir misyonerdir.
Sibiryadaki St. Lawrence Adası (Bering Denizinde) halkının sık sık Sibirya limanını ziyaret ettiğini söyler ve şöyle devam eder:
Sibiryalılar, ki Kürtler diye bilinirler (Siberians, or Kurds, as they are known..), .... Kürtler, hem aydınlanmada (görüşlerinde/anlayışlarında), hem özlemlerinde (isteklerinde) Eskimolardan çok az farklıdırlar. Ama misyonerlerin Gambelle vardığı son birkaç yıl içinde kendi komşuları arasında görülen değişimi gördüler ve İncilin mesajını duymak özlemi/isteği duyuyorlar....Kürtlere ancak St. Lawrance Adasının dönmeleri (din değişip Hrıstiyan olanlar, sc) aracılığıyla ulaşabiliyoruz.
(Bu yazının altındaki imza: The Home Mission Monthly).
Not: Avrupalıların Yeni Dünyaya (Amerikaya) yayıldığı 18. Yüzyılda keşfedilen Eskimolar en Asyatik Amerikan yerlileri arasında sayılıyor. Kuzey Sibirya halkları ile aynı gruba sokuluyorlar. Dilleri, Sibirya dil grubuyla (Kimi Ural-Altay, kimi Mongolid der) ilişkilendirildi. Bazısı onları Tatarlara benzetti. Greenland ve Labradoru Asya kıtasının uzantısı saydıkları için Eskimoları da Asyalı bir halk olarak gördüler. Kanada Eskimoları da var. Eskimolar çoğunlukla Bering Boğazı ile St. Lawrenceye yakın olan Aleutian Adası ve Kuzey Amerikadaki Alaska Yarımadasında yaşıyorlar.
St. Lawrence Adası, tam Bering Boğazı içindedir (Bering Denizi de denir). Sibirya ile Alaska arasındaki denizdedir. Alaska Yarımadasının yerlileri Eskimolar, Aleutlar ve Indianlardırlar. St. Lawrence, Kuzey Amerika ve Kanada dolayında görünüyor. ABD-Kanada sınırında gibi.
Sibiryanın tarih-öncesi yeterince çalışılmış değil. Burada bir dizi halk yaşıyor: Sibirya Eskimoları, Altay kazakları, Tatarlar, Altaylar, Koriak (Koryak)lar, Ketler, Buryat Moğolları, SSCB Korelileri ve daha niceleri.
Şerefnamenin Görüşü
Şerefname Kürtlerin orijini konusunda iki rivayet aktarır. Birine göre onlar Dahhakı iyileştirmek için öldürülmekten korkup dağlara sığınanların soyundandırlar. Diğerine göre ise bütün Kürtler Cezire hükümdarlarının çocuklarından olan Boht (Boxt) ve Becn (Becnewi aşiretinin atası) adlarındaki iki kardeşin soyundan türemişlerdir.
Şerefnamenin Kürt olarak tanımladığı ünlüler de bir ipucu olabilir. Şeref Hana göre Rüstem bin Zal (yani Zal oğlu Rustem) (Şeref Han, Firdevsinin Şahnamesinde ona Rustem-i Kürd denildiğini aktarır), Behram Çupin (Şeref Hana göre Kürtiler ve İslam dönemindeki Guri sultanları onun soyundandır), Gırgin Milad, Hayreddin Paşa adıyla ün yapan Osmanlı sultanı Orhanın sadrazamı Mevlana Taceddin-i Kurdi, Şirine aşık olan ünlü Ferhat (Şeref Hana göre Ferhat Kelhur Kürtlerindendi ve İran hükümdarlarından Hüsrev Pervizin zamanında yaşadı) gibi ünlüler Kürt idiler (Bk. Şerefname, s. 23).
Doğru ya da yanlış bu isimler de birer ipucu gibi görülüp değerlendirilebilir.
Antik çağ Kürt tarihini aydınlatmakta yukarıdaki verilerden veya ipuçlarından yararlanılabilir.
Sonraki dönemlerin Kürt tarihi ise aşağıdaki başlıklar altında işlenebilir:
Orataçağ Kürt Tarihinin Satırbaşları (Geç Kürtler)
I. Araplar Altında Kürtler
II. Deylemiler (Buyiler) Altında Kürtler
III. Ermenistan ve Anadolunun Fethi Sürecinde Kürtler
IV. 10. 16. Yüzyıllar Arasında Kürtler (Şerefnamenin Tanıklığı)
Yakın Çağda Kürtler
I. 19. Yüzyıla Kadarki Süreç
II. Kürt Ulusal Hareketi