SENÝ ÖZLÜYORUZ
Sizin gölgeniz bile masonların gövdelerinden çok ağırdır şüphesiz... Ama yine de, hiçbir şeyin tadı tuzu olmuyor Sen’siz... Sen’siz Meclis monoton ve renksiz... Sen’siz siyaset alımsız ve ahenksiz... Sen’siz sohbetler ve seminerler zevksiz... Seninle uğraşanlar hem sorumsuz, hem seviyesiz... Velhasıl sensiz her şey yavan ve sevimsiz...
Çok özletme, hasretle yollarını gözletme, gel artık... Milletin, memleketin başına geç artık... Masonlara inat, Medya’ya inat, Münafıklara inat... Yeniden başlasın seferlere ve zaferlere göç artık...
Gel ki, aslanın istirahata çekildiği ortamda, yaban arıları, kendilerini sultan Süleyman zannetmesinler!..
Gel ki, baş pehlivanın boş bıraktığı siyaset minderinde boğuşan masoncuklar, kendilerini şampiyon ilan etmesinler!..
Gel ki, Mahalle köprüsüne taş taşıyan kalfalar, kendilerini Selimiye mimarı Koca Sinan görmesinler!..
Sen, barış ve bereket toplumuna ve gönül yolcularına “Pir” gibisin...Sen milyonların başındaki “bir” gibisin... Sen, gözlendikçe gizlenen “sır” gibisin...
Senin projelerine başkalarının akılları değil, hayalleri bile yetişemiyor. Senin çözdüğün problemlerin, başkaları denklemini dahi bilemiyor. Senin, Siyonizmi sindirecek ve tüm insanlığın huzura ve hürriyete erdirecek siyaset ve stratejilerini uygulamaya değil, anlamaya bile başkalarının beyinleri kafi gelmiyor!..
Niye tüm şeytanlar Sana karşı birleşmiştir?... Niye tüm düşmanlar sana karşı kenetlenmiştir?.. Niye tüm Firavunlar, Nemrutlar sana karşı savaş ilan etmiştir?.. İşte bunun için...
Niye tüm mazlumlar Senin yanındadır... Niye mü’min milyonlar Senin safındadır... Niye iz’an ve insaf ehli insanlar sana hayrandır. İşte bunun için...
Adetullah asla değişmeyecek... Adalet-i İlahi mutlaka yerine gelecektir. İşte buna dayanarak diyoruz ki,
Senin düşmanların yenilecek, dostların sevinecektir.
Nankörlerin ve hainlerin dökülecek, sadıkların seçilecektir.
Zira, yegane kuvvet ve kudret sahibi, mü’minlere olan sözünü mutlaka yerine getirecektir.
Bu sevgi ve samimiyetimizde bizi hayalcilikle ve aşırı gitmekle suçlayanlara bir dörtlükle cevap verelim.
Başkaları "sıradanı" sultan ederler.
Biz sultanı sevdik, hep tan ederler.
Bakla ile büyüyen, baklavadan anlamaz
“Kuru hamur yedi” diye bühtan ederler.
