AnasayfaHayatialintilarerbakan devrimikitaplarmakalelerResimlerVideolar

Hayati:

Çocukluğu

Gençlik Dönemi

Akademik hizmet

Odalar Birliği

Milli Görüş

Milli Nizam Dönemi

Milli Selamet Dönemi

Refah dönemi

Yeni dönem

Dipnotlar

Genel:

Anasayfa

fihrist

Haberler

Linkler

irtibat

download

intro

ERBAKAN TAHLİYE EDİLİYOR

Her celsede Erbakan ve arkadaşlarının avukatları tarafından tekrarlanan tahliye talebleri red edile edile 8 ay kadar bir zaman geride bırakılmıştı. Bir celsede nihayet tahliyelerin ucu göründü. 15 Mayıs 1981'de Aralarında Lütfi Doğan Hoca'nın da bulunduğu bir grup sanığın tahliyelerine karar verildi. Bu tahliye kararından bir iki celse sonraki bir celsede, 40 seneyi aşkın bir zaman orduya tabib olarak hizmet etmiş olan MSP'li sanık Fehmi Cumalıoğlu orduya şerefli hizmetler yaptığından bahisle, bunların mükafatı elbette böyle olmamalıydı şeklinde bir konuşma yapınca, mahkeme reisi sıfatıyla harekette görevli olan Havacı Albay Sayın Niyazi Çağan'ın Fehmi Cumalıoğlu'nun sözlerinden müteessir olduğu ve yanağına doğru gözlerinden yaşlar süzüldüğü görülüyordu. Bu celsede tahliye talebi red edildi. Ancak bu karara asker üye Albay Niyazi Çağan muhalif kalmıştı. Bu olumlu bir gelişme idi.

Ertesi celsede 25/07/1981'de Erbakan ve arkadaşları sürpriz bir şekilde tahliye edildiler. Bu karara mahkemeye seyirci olarak gelenler ve sanıkların cümlesi çok sevindiler.
Tabii bu tahliye kararı bomba tesiri yapmıştı. MSP taraftarları bayram yapıyor, Konsey çevreleri ise şaşırıyor ve kızıyordu. Konsey bilhassa Erbakan Hoca'nın tahliyesini hazmedemiyordu. Çünkü Evren Paşa hemen her fırsatta meydan konuşmalarında bir vesile olarak kadayıf hikayesine değinip MSP'lilerin mutlaka cezalandırılacaklarını ilan etmekten geri kalmıyordu. Bunun içindir ki bu tahliye kararı o günkü menfi ve ağır şartlar karşısında adeta bir devrim olmuş idi.
Erbakan ve arkadaşlarının tahliyelerinde ortaya koyduğu tavır dolayısıyla Ankara Sıkı Yönetim Komutanı Receb Ergün Paşa, Albay Niyazi Çağan'a koyduğu tavrın hesabını sormak istemiş. Bunun üzerine hak ve adalet uğruna her türlü fedakârlığı göze almış cesurane bir davranış sahibi olan Hakim Albay Niyazi Çağan şu ifadeyi kullanarak tarihi cevabını veriyor:

ALBAY NİYAZİ ÇAĞAN'IN BERRAK TAVRI
(Ankara, 1981)
"Generalim, ben askerim ve askeri konularda emrinizdeyim. Her emrinizi yaparım. Bana yat kalk talimi yaptırabilirsiniz, karşıdaki dağa marş marş yaptırabilirsiniz. Ama ben bu mahkemede adaleti yerine getirmek için hakim sıfatıyla bulunuyorum. MSP'nin dosyasını okudum, cezalandırılmalarını gerektirecek bir delile rastlamadım. Bu işte vicdanımın sesinden başka bir emre uymamı benden istememelisiniz."(115)
Niyazi Çağan Mah. Bşk. Hava Albay

ERBAKAN YENİDEN TUTUKLANIYOR
Erbakan tahliye edildikten kısa bir süre sonra, Ona ait olduğu iddia edilen yeni bir ses bandı ele geçirildi gerekçesiyle yeniden tutuklandı. Hem de Ramazan Bayramına bir gün kala. Böylece o yıl Erbakan'a çoluğu çocuğu ile bir bayram yapma imkanı vermediler.
Halbuki ele geçirildiği ve Erbakan'a ait olduğu iddia edilen yeni ses bandı dedikleri kaset, bilirkişi incelemelerinde, O'na ait olmadığı tesbit edilmiş olan bir bant kopyası idi. Kaldı ki bilir kişiler bu bant Erbakan'a aittir deseler bile yine de bu bandın kabulünün mümkün olmadığını Anayasa Mahkemesi kesin olarak içtihat etmişti.
Ayrıca konuyla ilgili Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nin teknik bilgiye sahip uzmanları tarafından bir raporu yayınlanmıştı.
Bu rapora göre bu günkü teknik imkânlarla bir kimsenin sesinden onu mahkum edebilmek için sahte bant üretilmesi konusunda belli başlı üç metod vardır. Bu metodlarla üretilen bantların sahte olup olmadığını bilirkişilerin tesbit etmeleri bugün için mümkün olamıyor.
Bu sebeplerden ötürü bayramdan sonra mahkemenin ilk celsesinde, avukatları ortada yeni bir delil olmadığını izah ettiler. Bunun üzerine Erbakan Hoca ikinci kez tahliye edildi.
Ancak tahliyelerden sonra duruşmalar devam ediyordu. Tutuksuz olarak yargılanan Erbakan ve arkadaşları dava için Hoca'nın Aşağı Ayrancı'daki evinin altındaki bürosunda son savunmayı hazırlıyorlardı. Hazırlanan son savunma 300 sahifeyi aşkın idi. Bu son savunmayı mahkemede Erbakan Hoca okudu. Savunmanın okunması beş altı celse sürdü.
Bu savunmayı Erbakan, Sıkı Yönetim Askeri savcısı Hakim Albay Nurettin Soyer'in Askeri Mahkemeye sunduğu iddianameye karşı yapıyordu.

ASKERİ SAVCININ ERBAKAN HAKKINDA HAZIRLADIĞI İDDİANAMEDEN BÖLÜMLER

"... Cumhuriyet öncesi dönemlerde "Şeriat Devleti" uygulamasının toplum üzerindeki olumsuz etkilerini gelişmeyi önleyen sonuçları gören Atatürk Laiklik ilkesinide işaret etmiş ve bu ilke temel kural olarak devletimizin en önemli niteliğini meydana getirmiştir. Genel olarak devletin din işlerine, dinin de devlet işlerine karışmaması ve devletin dinler ve din mensupları arasında farklı gözetmemesi, tarafsız kalması diye tanımlanan, laiklik ilkesi yüzyıllar boyu din kurallarını yaşamının her kesiminde gören halkımızı yadırgamaya itmemiş tam tersine çok büyük çoğunlukla halkımız bu ilkeye inanmış ve sımsıkı sarılmıştır..."
"Ne var ki; devletin siyasi, hukuki, sosyal ve ekonomik temel nizamlarını laiklik ilkesine aykırı olarak dini esaslara uyduracak şekilde değiştirme ve bir şeriat devleti kurmak istem ve özlemleri, yine belli kesimlerde ve belli kişilerde tükenmemiş bu amaç doğrultusundaki çalışma ve örgütlenmeler değişik yol ve şekillerde süre gelmiştir. Bu amaç yönünde düşünen bazı kişiler anayasa ve siyasi partiler kanununun çoğulcu demokrasi ilkesinden ve hükümlerinden yararlanarak bir siyasi parti halinde teşkilatlanmayı ve bu yoldan yürüyerek, siyasi iktidarı ele geçirip tedricen devletin temel nizamlarını amaçlan doğrultusunda değiştirmeye ve sonuçta şeriat devleti kurmayı uygun bulmuşlardır..."
"... 1977 yılı ortalarından 1980 yılı Eylül başlarına kadar geçen uzun süre içersinde MSP Genel idare Kurulu Üyesi olarak statüleri belli olan sanıklar ile MSP Genel İdare Kurulu Üyesi olarak statüleri belli olan sanıklar ile MSP Genel Başkanı sıfat ve statüsünü elde etmiş sanık, Necmettin Erbakan birlikte şeriat devleti kurulması amacına yönelik bir fiili beraberlik oluşturdukları meydana gelen maddi olaylardan anlaşılmaktadır..." (116)
Nurettin Soyer
Av. Hakim Albay
Sıkıyönetim Askeri Savcısı



TAHİR BÜYÜKÖRÜKÇÜ HOCA İDDİANAME İLE İLGİLİ NE DİYOR?

(Ankara, 1981)
Bu iddianameyi vasiyet edelim de mezarımıza koysunlar, inşaallah bunlar bizim beraatımız olur." (118)
Tahir
BÜYÜKÖRÜKÇÜ MSP Konya Milletvekili
ve Emekli Müftü



ERBAKAN SAVUNUYOR

Sıkı Yönetim Askeri Savcısı Nurettin Soyer'in okumuş olduğu iddianameyi büyük bir vakarla dinleyen Erbakan ayağa kalkarak savunma için söz aldı ve kendini şöyle savundu:

„... Benim ve arkadaşlarım hakkında, 6 aydan bu yana araştırma yapılmaktadır. Savcılık iddianemesine koyacak delil sıkıntısı içerisindedir. Nitekim 8 Ekim 1980 tarihinde askeri savcılık, MSP hakkında hazırladığı hazırlık dosyasını, l numaralı askeri mahkemeye yolladı. Benim ve arkadaşlarım hakkında tutuklama talebinde bulundu. 9 Ekim 1980 Cumartesi günü hakim albay Hamdi sevinç Bey, saat 9.00'dan 19.00'a kadar sorgulamalarımızı yaptı.
Hakkımızda hazırlamış olan soruşturma dosyasında, işlediğimiz ileri sürülen suç konusunda kesin delil ve emare bulunmadığı kanısına vardığı için, askeri savcılıkça yapılan tutuklama talebini reddetti ve bizlerin serbest bırakılmasına karar verdi.
Askeri savcılık bundan sonra, delil arama çalışmalarına başladı. Geçtiğimiz 6 ay zarfında, 1000 kadar parti merkezi, 1000 kadar partimizin yönetiminde bulunan yönetici evi, 2000'den fazla dernek, kuruluş ve şahıs evinde arama yapıldı. Bu aramalarda aleyhte delil niteliğinde hiçbir şey bulunamadı. Bunun üzerine, başsavcılık, Türkiye safhındaki sivil ve askeri bütün savcılıklara tamim göndererek haklarında soruşturma açılan arkadaşlarımızla, MSP il ve ilçe yöneticileri ve MSP mensupları hakkında 1975'le 12 Eylül 1980 tarihleri arasında, Türk ceza kanununa muhalefetten veya anarşik olaylara karışmaktan dolayı herhangi bir takibat yapılıp yapılmadığını sordu.
İki klasörü dolduran mahalli savcılık cevaplarından anlaşılmaktadır ki, gösterilen böylesine özel gayretlere rağmen, ortaya hala ciddi bir delil koyulmamaktadır. Bu delil yokluğunu örtbas edebilmek için sayın savcı, 49 sayfalık iddianamesinde 78 kere, kimsenin ağzından çıkmamış olan ,,şeiat devleti" tabirini kullanmış, bugüne kadar tek bir MSP mensubu hakkında Atatürk kanununa muhalefetten takibat yapılmamış olmasına rağmen, sık sık Atatürk düşmanlığından bahsetmiştir.

Yaklaşık 4000 kuruluş, mesken ve işyerinde arama yapıldıktan sonra önümüze 43 adet buluntu kağıt getirilebilmiştir. Bunların hiçbirinde delil olma vasfı yoktur.
Muş il binasında yapılan aramada bulunan ,,Burada Allah'tan başka hakimiyet yoktur. Emir ve kader tamıyla O'nun elindedir. Birlikte kafire karşı savaşmakta veya savaşmayıp uzaklaşmakta serbestsiniz. Ey Müslüman!... şehit olursak bu beyaz elbiseler kefenimiz olsun." Yazılı pankart da dosyalara delil olarak konmuştur. MSP Muş yöneticileri hakkında Elazığ Sıkı Yönetim Mahkemesi tarafından verilen beraat kararında da ifade edildiği gibi, bu pankartta yeralan sözler, cennet mekan Sultan Alpaslan Han'ın Malazgirt Meydan muharebesinden önce, ordusuna yaptığı konuşmadan bir pasajdır.
Netice olarak, 8 yıllık bir süre içerisinde, yapmış olduğumuz parti faaliyetlerimiz kanuni, açık ve denetime tabi olarak cereyan etmiştir. Bu süre zarfında, hiçbir kanuni takibata da maruz kalınmamıştır. Dolayısıyla ,,gizli demek, ,,fiili beraberlik halinde kanun ihlali" gibi iddiaların hiçbirisi ciddi ve geçerli değildir."
Bu savunmanın sonunda, tahliyesine karar verilmesi ve davanın reddedilmesi talebinde bulundu.

MAHKEME ERBAKAN'I 4 YILA MAHKUM EDİYOR

Askeri savcı Nurettin Soyer'in hazırlamış olduğu iddianame okunduktan sonra 9/11/1982 tarihinden 16/12/1982 tarihine kadar savunmalar yapıldı. Nihai kararı almak için tüm sanıklar 24/02/1983 tarihinde mahkemede hazır bulundular. Nihai kararın verileceği son celsede mahkeme başkanı Topçu Albay Tekin Öz-can, duruşma hakimi Refik Dizdaroğlu ve hakim üye yüzbaşı Mehmet Sever yerlerini aldılar. İddia makamında ise Askeri Savcı Yarbay Atilla Tulay bulunuyordu. Danışma hakimi celseyi açtı ve yoklamayı yaptı. Avukatlar İdris Arıkan ve İsmail Alptekin tarafından mahkemeye verilen dilekçeyi görüşmek üzere mahkeme heyeti duruşmaya ara verdi ve kısa bir aradan sonra tekrar yerlerini aldılar ve önceden hazırlanmış olan kararı açıklamaya başladılar.
1981/126 esas 1983/22 numaralı mahkeme kararı: "Milli Nizam Partisi Anayasa Mahkemesince dini esaslara dayandığından dolayı 1971 yılında Genel Kongrede MNP yöneticileri MSP Genel İdare Kuruluna seçilmişlerdir." deniyor ve seçimde 50'ye yakın milletvekilinin çıktığının ve hükümete katıldığını, Kur'an Kurslarının her köyde açılmasını, hafta tatilinin cuma'ya alınmasını, nikahın müftülerce kıyılmasını, Ayasofya'da ilk cuma namazının kılınacağını, Kur'an anayasa olduğunu, Kur'an dışında bir nizam olmadığını, İslam Birliği'nin kurulmasını istemektedirler..."
"Sanıklardan Necmettin Erbakan, Tahir Büyük-körükçü, Şevket Kazan konuşmaları ve faaliyetleri, M. Güner Yazgan'ın konuşması ve yazdığı eserlerde demokratik, siyasi hayatın vazgeçilmez unsuru olarak çalıştıkları ve kullandıkları, İslami esaslara dönmeyi amaç edindikleri ve bu konuşmalarla geniş halk kitleleri üzerinde baskı yaparak, Türkiye'de 12 Eylül öncesi İslami devletin kurulmasını istemeleri, bu sanıkların diğer sanıklara nazaran illegal cemiyet içindeki, fonksiyonları eylem ve faaliyetleri takdiri teşdit nedeni sayılarak, cezaları artırılarak hükmolunmuştur."

HÜKÜM:

Tafsilatı yukarıda izah edildiği üzere;
Laikliğe aykırı olarak devletin içtimai, iktisadi, siyasi ve hukuki temel nizamlarını kısmen de olsa dini esas ve inançlara uydurmak amacıyla kanunen kurulmuş olan Milli Selamet Partisini paravan olarak kullanarak, hakiki faaliyetlerinin sevk ve idare ediyor gibi görünüp, illegal bir cemiyet haline dönüştürdükleri sabit olan sanıklar, Necmettin Erbakan, Süleyman Arif Emre, Fehmi Cumalıoğlu, M. Recai Kutan, Şevket Kazan, Oğuzhan Asiltürk, Abdurrahman Bezci, Ali Güneri, Tahir Büyükkörükçü, Lütfü Doğan, Korkut Özal, Fehim Adak, Temel Karamollaoğlu, Ali Oğuz, Yasin Hatipoğlu, Abdullah Tomba, Ahmet Remzi Hatip, Mustafa Yazgan, Ali Rıza Öztürk, Mehmet Okul ve Şener Battal'ın eylemlerine uyan
Sanıklardan Necmettin Erbakan TCK 163/1 maddesi gereğince; takdiren ve teşdiden dört sene ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına, TCK 173/3 maddesi gereğince bir sene dört ay Eskişehir'de ikametle emniyeti umumiye nezareti altında bulundurulmasına, TCK 31. maddesi gereğince cezası müddeti kadar, amme hizmetlerinden yasaklanmasına...
Sanıklardan Necmettin Erbakan, Şevket Kazan, ... ve sanıklar vekillerinden Lütfü Göktaş, İdris Arıkan, İsmail Alptekin, Mehmet Arıkcan, Naci Altuğ, Kemal Seçkin, Ali Rıza Ener'in yüzlerine karşı diğer vekillerin yokluğunda Askeri Savcının huzuru ile mütalasına kısmen uygun olarak yargıtay yolu açık olmak üzere heyet halinde oy birliği ile, verilen karar okunup usulen tefhim edildi. 24/02/1983 (119)
Başkan Danışma Hakimi
Top. Kd. Albay 1956/65 Refik Düzdaroğlu 19285
Hakim Üye Kd. Yüzb. T. Katibi
Mehmet Sever 1976/Ydl4 Meliha Ödek Svl. Me. 96



BİR ALİMİN BERAAT MÜJDESİ

(BERAAT MÜJDESİ)
"Allah sizlerin kurtulmanız için mü'minlerin yaptığı samimi duaları kabul buyurdu. Dava uzayacak, neticede bütün arkadaşlarınızla birlikte beraat edeceksiniz." (...)
Edirneli Ahmet Efendi Hazretleri

ERBAKAN DAVADAN BERAAT EDİYOR

Mamak Askeri Mahkemesi tarafından Erbakan hakkında verilen 4 yıllık mahkumiyet kararına itiraz etmek üzere Askeri Yargıtay'a başvuruldu.
Askeri Yargıtay bir yüksek dereceli mahkemenin haysiyet ve şahsiyetine sahip olduğunu gösterdi. Dosya daha Askeri Yargıtay Başsavcılığında iken ciddi ve tesir kabul etmez bir karektere sahip oldukları anlaşılıyordu. Konsey'in, 12 Eylül'ün prestijini kurtarmak için yapmış olduğu baskıların boşa gitttiği kısa zaman sonra ortaya çıktı. Erbakan ve arkadaşları hakkında verilen mahkumiyet kararının esastan bozulması isteğiyle dosya Askeri Yargıtay 4'üncü Ceza Dairesi'ne gönderilmişti.
Görevli Askeri Yargıtay Dairesi de Savcılık gibi bitaraflığına gölge düşürmeden cesaretle görev yaptı.
Askeri Yargıtay 4. Ceza Dairesi delil yetersizliğinden mahkumiyet kararını Erbakan ve arkadaşlarının lehine bozdu. Netice itibarıyla Mamak Askeri Mahkemesi'nde yeniden yargılanma süreci başladı. Derken Askeri Yargıtay'ın bozma kararına uyan Mamak Askeri Mahkemesi 1985, 34 nolu kararla Erbakan ve arkadaşlarını beraat ettirdi.
Milli Görüş kadrosunun haklı olduğunu tescil eden mahkeme kararı bundan da ibaret değildi. Şener Battal Bey, kendisinin haksız olarak 9,5 ay kadar tutuklu olarak hürriyetinden mahrum bırakıldığını ileri sürerek hazine aleyhine açtığı tazminat davalarını kazanmış üç milyonluk tazminatını kesin karara bağlayarak tahsil etmişti.
Bu neticeler Milli Görüş Liderinin ve kadrosunun, samimi, ihlaslı, kabiliyetli, dürüst, çalışkan ve başarılı olduklarını gösteriyor.
Erbakan beraat etmesine etti ama Genel Başkanı bulunduğu MSP diğer partilerle birlikte kapatıldı ve kendisi de siyasi faaliyetlerden men edildi. Bu yasaklı dönem 1987 yılına kadar devam etti. Böylece siyaset güneşinin ışığından, enerjisinden istifade edilmesine yedi yıl mani olundu.
Ve MSP dönemi tarihteki yerini alarak kapandı.