AnasayfaHayatialintilarerbakan devrimikitaplarmakalelerResimlerVideolar

Hayati:

Çocukluğu

Gençlik Dönemi

Akademik hizmet

Odalar Birliği

Milli Görüş

Milli Nizam Dönemi

Milli Selamet Dönemi

Refah dönemi

Yeni dönem

Dipnotlar

Genel:

Anasayfa

fihrist

Haberler

Linkler

irtibat

download

intro

BAŞÖRTÜSÜ İLE İLGİLİ ATATÜRK NE DİYOR?

BAŞÖRTÜSÜ İLE İLGİLİ ATATÜRK NE DİYOR?

(Ankara, 03/04/1923)
"Dinimizin tavsiye ettiği tesettür, hem hayata, hem fazilete uygundur." (137)

"Eğer kadınlarımız Şeriat'ın tavsiye ve dinin emrettiği bir kıyafetle, faziletin icap ettiği tavr-u hareketle içimizde bulunur, milletin ilim, sanat içtimai hareketlerine iştirak ederse, bu hali, emin olun, milletin en muteassıbları dahi takdir eder...
Bilakis, o halin aleyhinde söylenecek sözlere karşı belki onun müteşebbislerinden daha fazla müdafii olur.''(138)
M. Kemal Atatürk

İŞTE ATATÜRK'ÜN EŞİ LATİFE HANIM VE...

"Herkes özel yaşamında istediği kıyafeti giyebilir. Ama burası hiç kimsenin özel yaşamını sergilediği ve devlete meydan okuduğu bir yer değildir. Bu hanıma haddini bildiriniz!" (139)
Bülent Ecevit Başbakan


Mustafa Kemal Atatürk'ün Eşi Latife Hanım (140)
İstanbul Milletvekili Merve Kavakçı Hanım
Atatürk ve laiklik adına başörtüsüne karşı zorbalık, dayatma ve yaygara yapanlar, Atatürk'ün Eşi Latife Hanım'ın başörtüsüne bakmıyorlar mı?
"Biz başörtüsüne değil, türbana karşıyız" diyenler, Atatürk'ün Eşi Latife Hanım'ın başörtüsüyle Milletvekili Merve Kavakçı Hanım'ın başörtüsü arasında nasıl bir fark görürler?
Yoksa bunlar, Latife Hanım'ın başörtüsüne de mi karsılar?

YAYGARACILARIN MANTIĞI BU

Bir müslüman Türk kadını ve asker oğlu (141)
Bu hanımefendi, oğlunu vatanı korumak için askere gönderdiğinde,
Oğlu askerde şehit olursa, "şehit annesi", CİCİ KADIN olur!
Kızını okutmak için üniversiteye gönderdiğinde kızı başım örterse, "gerici annesi", "ÖCÜ KADIN" olur.!
Bir kadın, aynı anda hem şehit annesi, hem de "gerici annesi" olur mu?

GERÇEK OLAN BU

3. Kolordu Komutanı Korgeneral Edip Başer, şehit annesi Mezgun Dağder ile akrabalarına başsağlığı dileyerek acılarını paylaşıyor. (142)
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin PKK ile yaptığı mücadelede şehit düşen Onbaşı Ertaç Dağder'in annesinin ve akrabalarının çarşaf ve türbanları, onun şehitlik rütbesine ermesine engel olmuyor mu?
Bu vatan uğruna kan veren, can veren bu hanımların kendi vatanlarında özgürce yaşama hakları yok mu?
Bu hanımlara sırf kıyafetlerinden dolayı gerici, öcü, çağdışı, örümcek kafalı, yobaz diyenler, annesine hakaret edilen şehit onbaşı Ertaç Dağder'in ruhunu incitmiş olmazlar mı?

13- KURBAN DERİLERİ YAYGARASI

Hür, mukim, müslim, zengin olan kimse için vacip olan kurban, Allah Teâlâ'ya tekerrüp için kurban niyetiyle kesilen hususi hayvandır. Kurban bayramında böyle Hak rızası için kesilen kurbana "udhiye" bunu kesmeğe de "tezhiye" denir. (143)
İbadet maksadıyla kesilen kurbanların derilerim, yıllardır Türk Hava Kurumu (THK) topluyordu. Hem de konuyla ilgili bir kanun maddesi varmış gibi.

Kurban derilerinin toplanması konusu Refahyol hükümeti döneminde gündeme gelince, yeryerinden oynadı adeta, ve yaygara başladı: "Asker rahatsız" Allah aşkına kurbanla askerin rahatsızlığının ne alakası var? Vatandaş, kurbanını kesmek için askerden izin alması mı gerekiyor? Böyle bir izin alma gereği olmadığına göre, kurbanının derisini istediği yere vermek isterken asker niçin rahatsız olsun?
Anlaşılan odur ki, asker rahatsız değil, yaygara yapan çıkarcılar rahatsız...
Kurban derilerinin Türk Hava Kurumu'na verilmesine dair ne dinde ne de kanunda bir hüküm vardır. Kurban derileriyle ilgili dinde şöyle bir hüküm vardır: "Kurbanın postu (derisi) tasadduk olunur veya ondan seccade veya sofra gibi evde kullanılacak bir şey yapılır." (144)
Madem ki kurbanın derisi tasadduk edilmelidir, öyle ise tasadduka kimse mecburiyet getiremez. Demek oluyor ki yaygaralar maksatlıdır.

14- KARAYOLUYLA HAC YAYGARASI

1976 yılında Erbakan Başbakan Yardımcısı iken karayoluyla hac serbest idi. Bu sebeple Türkiye, o yıl en çok hacı göndererek dünya birincisi oldu. Tam 135 bin hacı göndermişti.
1997'de 21 yıl aradan sonra, Erbakan bu sefer Başbakan ve karayoluyla hac yine gündeme geliyor. Çünkü karayoluyla hac daha ucuz oluyor. Karayoluyla hac gündeme gelince, yine irtica hortluyor ve laiklik elden gidiyor" Havayoluyla hacca gidilince bir şey yok, ama karayoluyla hacca gitmek gündeme gelince yer yerinden oynuyor!
Erbakan Başbakan iken "Cumhuriyet tarihinde ilk kez rekor sayıda milletvekili hacı olmak için Suudi Arabistan'a gitti." (145) İşte asıl yaygaranın sebebi de bu...

15- RAMAZAN MESAİSİ YAYGARASI


Refahyol hükümeti, 1997 Ramazan'ında oruç tutan memurların iftar saati, mesai saatine rastladığı için bir düzenleme yaparak evlerinde iftar edebilmelerini amaçladı. Bu yönde bir düzenlemeye giden hükümet, yaygara taşlarına hedef oldu. Yaygara üstüne yaygara.
Yine hep aynı şeyler, "irtica hortladı", "Laiklik elden gidiyor" "Darbe geliyor..." Ramazanla laikliğin ne alakası var?
Bu yaygaralardan sonra "Bartın Adliyesi Yazı İşleri Müdürü Abdurrahman Güzelgün, memurların mesai saatlerinin Ramazan'a göre düzenlenmesini öngören
Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle Danıştay'a dava açtı." (146) Danıştay 28 Ocak'ta "Yürütmenin durdurulmasına" karar verdi.

16- SİYASAL İSLAM YAYGARASI

Refah Partisi'nin hükümette olduğu sırada en çok tartışılan konulardan birisi de "Siyasal İslam'a" konusu olmuştur. Refah Partisi'nin kimliğini, imajını ilgilendiren bu konu niçin gündeme getirildi ve kim getirdi? Bunu anlamamak mümkün değil.
"Refah iktidara gelirse Türkiye Cezayir'e döner" düşüncesi kime aitse konuyu gündeme getirenler de onlardır. İşte Refah iktidara geldi ve gitti ama Türkiye Cezayir'e dönmedi ve asla dönmeyecektir.
Bu konuyu yaygara yaparak gündeme getirenlerin amaçlarından biri de İslam'ı ve müslümanları bölmektir. Zira siyasal İslam denince, arkasından iktisadi İslam, matematiksel İslam, astronomiksel İslam, coğrafyasal İslam, tıpsel İslam, Felsefesel İslam, biolojisel İslam, ekonomisel İslam gelir. Bu ise çok tehlikeli ve yanlış olur.
Ayrıca "Siyasal İslam'cı" sözünün altında, din istismarı ve dinin siyasete alet edilmesi yatmaktadır. İşte yaygaracılar, önce Refah Partisi'ne "Siyasal İslam'a" kimliğini yakıştırıyor arkasından da "dini siyasete alet ediyorlar" yaygarasıyla karalamaya çalışıyorlardı.
RP'liler, kendilerinin siyasal İslamcı olmadıkları, mevcut yasalar doğrultusunda kurulan bir siyasi parti olduklarını defalarca söylemelerine rağmen,
yaygaracılara kâr etmedi ve RP "Siyasal îslamcı"dır yaygarasına devam ettiler ta ki "İrtica hortladı"

17- İRTİCA YAYGARASI

Türkiye'mizi siyasi, iktisadi, sosyal, sınai ve ahlaki sahalarda geri bırakan irtica tartışmaları olmuştur, irtica ile uğraşmaktan, memleket meseleleriyle uğraşmaya fazla vakit bulunamadı. Memleketimizi yıllardır geri bırakan bu irtica nedir, kimdir, nerden gelmiş, kim getirmiş, boynuzlu mu, boynuzsuz mu, erkek mi, dişi mi, kuyruklu mu, kuyruksuz mu, Amerikalı mı, Avrupalı mı, Rusyalı mı, Afrikalı mı, Asyalı mı, Ortadoğulu mu, Türkiyeli mi? Nedir bu irtica? Kimin işine yarıyor, kimi sevindiriyor, kime çıkar sağlıyor?
İrtica kelimesinin lügat manası; geri dönmek, eski hayat tarzına dönmektir. (147) Bu manaya göre, Türkiye'de gerici var mı? Uçakla, otobüsle, trenle, taksiyle değil, merkeple, katırla, atla, deveyle yolculuk yapmak isteyen, televizyon, teleks, faks, telefon, bilgisayar kullanmak istemeyen var mı? Yoksa, Türkiye'de gerici kim?
Kur'an okuyan, namaz kılan, oruç tutan, zekât veren, hacca giden, çocuğunu Kur'an kursuna, imam Hatip Okuluna gönderen, Allah'ı zikreden, dini için çalışan, inancı gereği başını örten, hizmet için cami yaptıran, vatanını savunan, milletini seven gerici ise, ilerici kim? İlerici ise gerici kim?
Erbakan'ın başbakanlığı döneminde ne yapıldı ki "irtica" yaygaraları koparıldı? Yapılanlar şunlardı:
Memurlara yüzde 50 zam, Büyük Türkiye projesi, denk bütçe, ekonomik paketler, Asya ve Afrika'ya ziyaret, din adamlarına iftar yemeği, hacca gitmek, başörtüsü özgürlüğüne teşebbüs, Taksim ve Çankaya'ya cami yaptırma fikrini açıklamak, kurban derileri üzerindeki tekeli giderme fikri, Ramazan mesai düzenlemesi vs.
Şimdi ilim ve mantık çerçevesinde akıl, şuur ve idrak sahibi olanlara soruyorum; Şu yapılanlarla gericiliğin (irtica) ne alakası var?
Akıl, şuur, idrak sahibi olanlar için hiç bir alakası olmayabilir. Ancak çıkar sahipleri için çok alakası var!
Bu alakanın gereğidir ki, hiçten sebeplerle yaygara yapıyorlar.
Uzun bir süre yapılan "irtica" yaygaraları ile ilgili bazı örnekler:
— MGK İrtica'ya kilitlendi
— Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel Çanakkale'de irticaya ve Avrupa'ya 2 önemli uyarıda bulundu.
— İrticaya sıkı takip
— Çocuklarımızı irticadan kurtaracağız. — İrtica çok organize
— SÇG'den irtica avı
— İrtica kıskaçta
— MGK, irticayı "içerden" vuracak
— Üniversite'de irtica operasyonu
— Alevi binbaşı "irticacı" diye ordudan atıldı
— 8. maddeye irtica rötuşu
— Asker irticanın peşinde
— İrtica takibine hız verildi
— İrtica ile mücadelede Başbakanlık tek merkez
— İrticai vakıflar, mercek altına alındı
— En büyük tehlike irtica ve çeteler
— İrticai sermaye için teşvik musluğu kapandı
— İrticaya geçit yok
— İlticanın hedefi kadın
— İrticaya geniş kapsamlı rapor
— Çiller: İslamiyet irtica değildir. (148)
Yine akıl, şuur, idrak, insaf, vicdan, basiret, bilgi, beceri, kabiliyet, cesaret, samimiyet sahibi olan
kimselere soruyorum: Peki ya irtica nedir?
Yaygara yapanların "irtica"dan maksatları, İslam dini ise, bunlar ya müslüman değildirler ya da gerici müslümandırlar! Müslüman değildirler, çünkü, inanmış olsalardı, inandıkları dine "irtica" gericilik demezlerdi. Gerici müslümandırlar, çünkü, inandıkları dinin "irtica" gericilik olduğunu kabul ediyorlar, bir din "irtica" gericilik ise, o dine inananlar da gerici olurlar.