AnasayfaHayatialintilarerbakan devrimikitaplarmakalelerResimlerVideolar

Hayati:

Çocukluğu

Gençlik Dönemi

Akademik hizmet

Odalar Birliği

Milli Görüş

Milli Nizam Dönemi

Milli Selamet Dönemi

Refah dönemi

Yeni dönem

Dipnotlar

Genel:

Anasayfa

fihrist

Haberler

Linkler

irtibat

download

intro

REFAHYOL HÜKÜMETİNİ YIKIN EMRİNİ KİM VERİYOR?

REFAHYOL HÜKÜMETİNİ YIKIN EMRİNİ KİM VERİYOR?

"REFAHYOL 'U YIKIN " EMRİ WEIZMAN'DAN MI, FRANSIZ LOCASINDAN MI?
"... Geçen yıl Habitat (1996) dolayısıyıla Türkiye'ye gelen İsrail Cumhurbaşkanı Ezer Weizman'in o günlerde, RP için söylediği (İslamiyeti de yeren) düşmanca sözler beni düşündürmüştür. Onun Sayın Demirel'i ve Türk ordusunu, RP'ye resmen husumet, kötülük yapmaya kışkırtan sözler de, devlet adamı ağzına hiç yakışmamıştır; halkımızı da çok rahatsız etmişti. Daha endişeli olan nokta ise:

Refahyol iktidara geldiğinden ve hele Susurluk sahtekarlıklarından beri o bizim medyanın Yılmaz, Ecevit mahalefetler-nin silahlı kuvvetlerden bazılarının ve ABD 'den gelen, zorlama seslerin Weizman 'ın beyanlar ile garip bir beraberlik içinde olmasıdır. Nitekim Weizman'ın 18 Haziran I996'da gazetelerde çıkan aşağıdaki sözleri, bahsi geçenlerce harfiyyen uygulanmıştır.
Weizman; demokrasi, bağımsızlık ve dış siyasetimize, şu dört noktadan resmen saldırmıştır:
a) Sayın Demirel 'den Refah 'ı ezmesini buyurmuştu.
b)
Ordunundu RP iktidarına razı olamayacağını söylemişti.
c)
RP karşısında Laiklerin husumet cephesi kurmalarını istemişti.
d) İran düşmanlığım, devletimize resmen buyurmuştu.
Habitat 2 Konferansı'na katılmak üzere Türkiye 'ye gelen İsrail Cumhurbaşkanı Ezer Weizman, uçakta başladığı pervasız konuşmalarını, İstanbul 'a ayak bastıktan sonra da sürdürdü. Türkiye 'deki Laik güçlerin bir an önce toparlanıp, halkın desteğini arkalarına alması gerektiğine işaret eden Weizman, aksi takdirde RP 'nin iktidara geleceğini ve bunun İsrail 'i rahatsız edeceğini belirti. Weizman; yakın dostum Demirel, RP'ye engellemek için elinden geleni yapacak" dedi....(157)
Amhet Kabaklı

14 ŞUBATTA HANGİ KARARLAR ALINIYOR?

(Paris, 14 Şubat 1997)
"... Refah partisi'nin tutumu kafi derecede açık olduğundan, Fransa Yüce Konseyi ılımlı bir hükümetin teşkil edilmesinin elzem olduğuna hükmetmektedir. Buna binaen Fransa Yüce Konseyi kardeşçe şunları tavsiye eder:
1-Türk basınındaki ve İlgili kuruluşlardaki biraderleri Örgütleyin ve Refah Partisi'ni iktidarı bırakmaya mecbur etmek için gerekli diğer bütün tedbirleri alınız.
2- Refah Partisi'nin itibarının tamamen yok olması ve seçmenlerinin ümidini kaybetmesi İle neticelenecek siyasi bir konjuktür oluşturun.
3- Her çeşit belgeyi, tutanağı, sirküleri ve sirkli mektupları Büyük Sekreterlikten uzak tutun.
4-Locaların toplantılarını belli bir zamana kadar alışılmış merkezlerde gerçekleştirmekten kaçınınız.
5- Size ikinci bir talimat ulaştırılıncaya kadar müracaat edenler konusunda son derece dikkatli işlemler yapın; aynı yanlışlıklara düşmeyin.
6- Mason olmayanların ve mason cemiyetinden çıkarılmış eski masonların tapınaklara girişine kesin bir şekilde mani olun.
7- Masonluğa ihanet etme suçunu, işlemiş olanlara karşı tahkikatlara devam edin. Dönekleri, iskoç Riti'nin prensiplerine, adaletlerine ve geleneklerine uygun bîr se-kilde cezalandırın.
8-Masonluk aleyhindeki radyo, gazete, televizyon, kitap, dergi gibi yayınları izleyip bunlara mani olun. Refah Partisi'ne mensup islamcı basını ekonomik, siyasi ve adli baskı yoluyla görevini yapamaz hale getirin.
9- Bağımsız Büyük Komitemize bu skandala yol açan belirsizlikle ilgili ayrıntılı bir tutanak fezlekesi hazırlamakla görevlendirin ve neticeleri Fransa Yüce Konseyine bildirin." (158)
Fransa Yüksek Konseyi Poul Veysel

28 ŞUBAT MGK'DA HANGİ KARARLAR ALINIYOR?

"İRTİCAYA KARŞI ÖNLEM PAKETİ"

MGK'da kabul edilen rejim aleyhdarı "irticai faaliyetlere karşı alınması gereken önlemler", Bakanlar Kurulunda aynen kabul edildi.
Bunlar şöyle:
1- Anayasamızda cumhuriyetin temel nitelikleri arasında yer alan ve yine Anayasanın 4. maddesi ile teminat altına alınan laiklik ilkesi bir titizlik ve hassasiyetle korunmalı, bunun karunması için mevcut yasalar hiç bir ayırım gözetmeksizin uygulanmalı, mevcut yasalar uygulamada yetersiz görülüyorsa yeni düzenlemeler yapılmalıdır.
2- Tarikatlarla bağlantılı özel yurt, vakıf ve okullar, devletin yetkili organlarınca denetim altına alınarak Tevhid-i Tedrisat Kanunu gereği Milli Eğitim Bakanlığı'na devri sağlanmalıdır.
3- Genç nesillerin körpe dimağlarının öncelikle Cumhuriyet, Atatürk, vatan ve millet sevgisi, Türk milletini çağdaş uygarlık düzeyine çıkarma ülkü ve amacı doğrultusunda bilinçlendirilmesi ve çeşitli mihrakları etkisinden korunması bakımından:
a) Sekiz yıllık kesintisiz eğitim, tüm yurtta uygulanmaya konulmalı
b) Temel eğitimi almış çocukların ailelerin isteğine bağlı olarak, devam edebileceği Kur'an kurslarını Milli Eğitim Bakanlığı sorumluluğu ve kontrolünde faaliyet göstermeleri için gerekli idari ve yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
4- Cumhuriyet rejimine ve Atatürk ilke ve inklaplarına sadık, aydın din adamları yetiştirmekle yükümlü milli eğitim kuruluşlarımız, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun özüne uygun ihtiyaç düzeyinde tutulmalıdır.
5- Yurdun çeşitli yerlerinde yapılan dini tesisler belli çevrelere mesaj vermek amacıyla gündemde tutularak siyasi istismar konusu yapılmamalı, bu tesislere ihtiyaç varsa, bunlar Diyanet İşleri Başkanlığınca incelenerek mahalli yönetimler ve ilgili makamlar arasında koordine edilerek gerçekleştirilmelidir.
6- Mevcudiyetleri 677 sayılı yasa ile men edilmiş tarikatların ve bu kanunda belirtilen tüm unsurların faaliyetlerine son verilmeli, toplumun demokratik, siyasi ve sosyal hukuk düzeninin zedelenmesi önlenmelidir.
7- İrticai faaliyetleri nedeniyle Yüksek Askeri Şura kararlarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri'nden (TSK) ilişkileri kesilen personel konusu istismar edilerek TSK'yı dine karşıymış gibi göstermeye çalışan bazı medya gruplarının silahlı kuvvetler ve mensupları aleyhindeki yayınları kontrol altına alınmalıdır.
8- İrticai faaliyetleri, disiplinsizlikleri veya yasa dışı örgütlerle irtibatları nedeniyle TSK'dan ilişkileri kesilen personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdamı ile teşvik unsuruna imkan verilmemelidir.
9- TSK'ya aşırı dinci kesimden sızmaları önlemek için mevcut mevzuat çerçevesinde alman tedbirler; diğer kamu kurum ve kuruluşların, özellikle üniversite ve diğer eğitim kurumları ile bürokrasinin her kademesinde ve yargı kuruluşlarında uygulanmalıdır.
10- Bu maddenin tam metnini Türkiye'nin uluslararası ilişkilerini ilgilendirdiği için yayınlamıyoruz.
11- Aşırı dinci kesimin Türkiye'de mezhep ayrılıklarını körüklemek suretiyle toplumda kutuplaşmalara neden olacak ve dolayısıyla milletimizin düşmanca kamplara ayrılmasına yol açacak çok tehlikeli faaliyetler yasal ve idari yollarla mutlaka önlenmelidir.
12- TC Anayasası, Siyasi Partiler Yasası, Türk Ceza Yasası ve bilhassa Belediyeler Yasası'na aykırı olarak sergilenen olayların sorumluluğu hakkında gerekli yasal ve idari işlemler kısa zamanda sonuçlandırılmalı ve bu tür olayların tekrarlanmaması için her kademede kesin önlemler alınmalıdır.
13- Kıyafetle ilgili kanuna aykırı olarak ortaya çıkan ve Türkiye'yi çağ dışı bir görünüme yöneltecek uygulamalara mani olunmalı, bu konudaki kanun ve Anayasa Mahkemesi kararları taviz verilmeden öncelik ve özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında titizlikle uygulanmalı
14- Çeşitli nedenlerle verilen, kısa ve uzun namlulu
silahlara ait ruhsat işlemleri polis ve jandarma bölgeleri esas alınarak yeniden düzenlenmeli, bu konuda kısıtlamalar getirilmeli, özellikle pompalı tüfeklere olan talep dikkatle değerlendirilmelidir.
15- Kurban derilerinin mali kaynak sağlamayı amaçlayan ve denetimden uzak rejim alehtarı örgüt ve kuruluşlar tarafından toplanmasına mani olunmalı, kanunla verilmiş yetki dışında kurban derisi toplattırılmamalıdır.
16- Özel üniforma giydirilmiş korumalar ve buna neden olan sorumlular hakkında yasal işlemler ivedilikle sonuçlandırılmalı ve bu yasa dışı uygulamaların ulaşabileceği vahim boyutlar dikkate alınarak, yasa ile öngörülmemiş bütün özel korumalar kaldırılmalıdır.
17- Ülke sorunlarının çözümünü "millet kavramı yerine ümmet kavramı" bazında ele alarak sonuçlandırmayı amaçlayan ve bölücü terör örgütüne de aynı bazda yaklaşarak onların cesaretlendiren girişimler yasal ve idari yollardan önlenmelidir.
18- Büyük kurtarıcı Atatürk'e karşı yapılan saygısızlıklar ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkındaki 58/6 sayılı kanunun istismar edilmesine fırsat verilmemelidir. (159)

BATI ÇALIŞMA GRUBU (BÇG) NÎÇÎN KURULUYOR?

28 Şubat Milli Güvenlik Kurulu toplantısından sonra anormal siyasi bir sürecin yaşanmaya başladığı Türkiye'de, Genel Kurmay Genel Sekreterliği'nin 10-11 Haziran tarihlerinde yargı mensuplarına verdiği "iç tehdit: irtica brifingleri sırasında komuoyu "Batı Çalışma Grubu" isimli bir grubun varlığından haberdar oldu. O dönemde yapılan açıklamalarda, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde mi yoksa Genel Kurmay Başkanlığı bünyesinde mi oluşturulduğu tam olarak anlaşılamayan (bugün de öyle) BÇG, Türkiye gündemine bir bomba gibi düştü.
İlgili komutanların yaptığı açıklamalara göre, BÇG, Genel Kurmay Başkanlığına bağlı bir kuruluştu. Kuruluş gerekçesi olarak da, MGK'nm 28 Şubat tarihli toplantısında Refahyol Hükümetine bildirilen 18 maddelik "trticaya karşı önlem paketinin ardından, Genel Kurmay Başkanlığı bunların takibi için böyle bir grubun kurulmasını kendine "vazife" sayması gösterilmiştir. Askerler, kendi ifadeleri ile "durumdan vazife" çıkartmışlardı. "Durumdan vazife" çıkartmaya gerekçe olarak da, TSK iç hizmet Kanunu'nun 35.
maddesinde yer alan "TSK'nin görevinin Türk Yurdu'nu ve Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak ve kollamak" hükmü getirildi. Genel Kurmay bu maddeye dayanarak, BÇG'nin yasal olduğunu ispatlamaya çalıştı. Ancak, hükümete göre, Batı Çalışma Grubu yasal değildi.
28 Şubat MGK toplantısında alınan kararlardan sonra "Mili Askeri strateji Konseptisini yeniden düzenleyen Genel Kurmay, yargı mensuplarına verdiği birifingler sırasında yeni bir konseptten bahsediyordu: "Batı Harekâtı Konsepti". Milli Asker Strateji Konsepti içinde oluşturulan Batı Çalışma Grubu'nun, işte bu konsept'in icra organı vazifesini yerine getiriyor.
"Gerek Deniz Kuvvetleri eski komutanı Güven Erkaya'nın yaptığı açıklamalar, gerek İçişleri Eski Bakanı Meral Akşener'in basın toplantıları gerekse basında yer alan bilgiler Batı Çalışma Grubu'nun faaliyetlerini açığa çıkardı." (160)
5 Mayıs 1997 tarihli "GİZLİ" ve "KiŞiYE ÖZEL", isth. 34293, 97/İKK. Ş. numaralı ve Batı Çalışma Grubu bilgi ihtiyaçları konulu belgede yer aldığı şekliyle işte Batı Çalışma Grubu: