BU YAYGARALAR NÎÇİN YAPILDI?
BU YAYGARALAR NÎÇİN YAPILDI?
Erbakan başkanlığında kurulan Refahyol Hükümet döneminde yapılan bunca yaygaralar elbette boşuna ve sebepsiz yapılmadı. Ayrıca bu yaygaralar sadece bir kısım medya tarafından da yapılmadı. Bunun yamsıra başka çevrelerden de yaygara yapanlar oldu. Hangi çevrelerce yapılırsa yapılsın yaygara yaygaradır. Önemli olan yapılan bu yaygaraların sebepleridir.
işte Erbakan dönemindeki yapılan yaygaraların sebepleri:
1- Refahyol Hükümeti'nin, kendi köylümüzü düşünerek, yabancı et ithalatını yasaklaması.
''10 aylık zaman içerisinde Türkiye'ye bir gram yabancı ithal et sokulmadı. Bu nedenle et mafyası Refahyol Hükümeti'ne savaş açtı. Nitekim 54. Hükümeti yıktıran çevrelerin bu günkü CHP destekli Anasol-D hükümetine dikte ettirdikleri ilk kararlardan biri, yabancı et ithalatının serbest bırakılması oldu." (153)
2- Refahyol Hükümeti'nin, Eşel-Mobil sistemiyle ve adil sözleşmelerle çalışanların emeklerini korumak istemesi.
Refahyol Hükümeti tarafından 1997'de yürürlüğe
girmesi planlanan Eşel-Mobil sistemiyle işçi, memur ve emeklinin maaşları enflasyon canavarından korunacak ve böylece çalışanlar, sendikaların kapılarının önünde beklemekten korunmuş olacaklardı.
Bu durum, bazı sendika ağalarını rahatsız ettiği için, bu sendikaların yetkilileri birleşerek Refahyol Hükümetine karşı tavır aldılar. Ve daha sonra işbaşına gelen 55. Hükümet'e (Anasol-D) baskı yaparak emekçinin lehine olan Eşel-Mobil sistemini yürürlükten kaldırttılar.
3- Refahyol Hükümeti'nin, devlet arazilerini peşkeş çektirmemesi.
Bazı çıkar çevreleri, devletin kıymetli arazilerini üniversite, otel ve turizm tesisleri kurmak bahanesiyle yağmalamalarına müsade edilmediği için, bu çevreler tarafından Refahyol Hükümetine karşı cephe alındı.
Mesut Yılmaz Başkanlığında kurulan 55. Anasol-D Hükümeti gelir gelmez devlet arazilerinin yağmalanmasına destek verdi. İstanbul Boğazı'ndaki yeşil alanları otele çevirecek kararnameler çıkarıldı.
4- Refahyol Hükümeti tarafından Türkiye'de kumarın tamamen yasaklanması.
Refahyol Hükümeti tarafından Türkiye'de kumarın yasaklanması, kumardan çıkar elde edenleri fevkalade rahatsız etti. Bu durumdan rahatsız olanlar Refahyol'un bir an önce gitmesi için harekete geçti.
Kumarın yasaklandığı günlerde, gazetelerde çıkan haberlerde, "Kumar mafyasının Refahyol hükümetini yıkmak üzere seksen trilyon para ayırdığı" iddialarına yer veriliyordu.
5 - Refahyol hükümeti' nin tüm devlet ihalelerini şeffaflaştırması.
Yıllardır Türkiye'de bütün ihalelere tekelci sermaye girmekteydi. İhalelerin şeffaflaştırılmasıyla, tekelci sermayeden başkası da ihalelere katılınca, sözkonusu sermaye çevreleri büyük bir rahatsızlık duydular. Bu rahatsızlıklarının gereği olarak Refahyol Hükümeti'nin yıkılması için gerekeni yapmaya başladılar. Bunun en bariz örneği şudur:
"Etibank bir devlet bankasıdır. Bu banka Refahyol Hükümeti tarafından 185 milyon dolara satılmışken, 54. hükümetten kurtulan çevreler derhal teminat mektuplarını yakarak Etibank'ı geri verdiler. Daha sonra Etibank, CHP destekli Anasol-D Hükümeti döneminde, devletten alınan kredi ile Cavit Çağlar ve Dinç Bilgin grubuna 155 milyon dolara satıldı." (154) Otuz milyonluk fark kimin cebinden çıkmış oldu?
6- Refahyol Hükümeti'nin, özel bankalardan faizle borç alma soygununa son vermesi.
Tekelci sermaye çevrelerine ait özel bankalar, devlet bankalarından yüzde yetmiş faizle kredi alıyor, aynı parayı birkaç gün sonra devlete yüzde yüz otuz faizle kredi olarak verip devletin parasıyla devleti dolandırıyordu.
Refahyol Hükümeti, Havuz Sistemi'yle bu soygunun önüne geçince, çıkarı kesilenler, Erbakan Başkanlığındaki hükümete karşı taarruza geçtiler.
7- Refahyol Hükümeti'nin, kartel medya'nın haksız kazanç hortumlarını kesmesi.
Refahyol Hükümeti, kartel medya'nın devletin malını hortumlayan üç musluğunu kesti. Muslukları kesilen kartel medya yaygara hareketine başladı.
Neydi bu kesilen musluklar?
a) Kredi Musluğu
Refahyol Hükümeti, medya da dahil hiçbir yere ve kimseye, haksız bir şekilde tek kuruş kredi vermedi. Ancak bu hükümetten sonra kurulan Mesut Yılmaz Hükümetinin ilk icraatı bu kredi musluklarını açmak oldu.
b) Reklam Musluğu
"Refahyol Hükümeti, devlet bankalarının ihtiyaç dışı reklam vermelerini yasakladı. Sadece Emlakbank'm bir kısım medya'ya 1995 yılında verdiği reklamların bedeli takriben (o günkü parayla) 620 milyar TL.'dir." (155)
c) Promosyon Musluğu
Refahyol Hükümeti, bir kısım medya'nın çatal-kaşık satma bahanesiyle halkı dolandırmasını ve esnafın iflasını önlemek için promosyon yasasını çıkardı.
Görüldüğü gibi, Refahyol Hükümeti'ne ve özellikle de bu hükümetin Başbakanı Erbakan'a karşı yapılan saldırıların, yaygaraların sebebi çıkar ve menfaatlerdir.
SİYONİSTLER HAREKETE GEÇİYOR - 3
14 Şubat 1997 tarihinde Fransa Yüce Mason Konseyi, Fransa'nın başkenti Paris'te önemli bir toplantı yapmıştır. Bu toplantı Türkiye'ye yönelik dokuz maddelik denebilecek öneme haiz kararlar alınmıştır.
Bu kararların niçin alındığını ve bizim anlatmaya çalıştığımız konularla ne gibi bağlantısının olduğunu, Fransa Yüce Konseyi vasıtasıyla Türkiye Büyük Mason locası Üstadı Necip Anduru'ya gönderilen aşağıdaki şu mektup göstermektedir:
"Üstadı bulunduğunuz Türkiye Büyük Mason Locası'nda meydana gelen skandallar, endişe verici ve talihsiz olaylardır. Büyük Locanız'da irşad edilmiş bazı masonlar, masonluğun vakarına ve yeminlerine ihanet etmişlerdir. Bu kişiler, en gizli toplantılara kadar bütün faaliyetlerimizi mikro kameralar aracılığıyla kaydetmiş bulunmaktadır, bu affedilmez dikkatsizlik, çok ciddi neticeler doğurmuştur. Mason olmayan milyonlarca kişi eski ve kabul edilmiş iskoç Riti'nin törenlerine ve sırlarına şahit olmuş durumdadır.
Ayrıca tapınaklarınızda başıboş dolaşan bu dönek masonlar, 33'ncü derecedeki kutsal ayin ve törenleri kaydetmişlerdir, bu filmlerin, gerici ve islamcı bir televizyon kanalı aracılığıyla yayınlanması sonucunda milyonlarca Türk seyircisi, aşağı derecelerdeki biraderlerimiz tarafından bile bilinmemesi gereken kutsal ayini, ne yazık ki izlemiştir.
İsrail Yüce Konseyi bu skandalla ilgili tahkikat yapmaya yetkili tek otorite olan İsrail Yüce Konseyi, olayın müsebbiplerini açıklama, gerekli önlemleri alma ve 27 Mart 1997'ye kadar geniş bir tutanak fezlekesi hazırlama görevini bize tevdi etmiştir. Tebliğ tezkeresinde Refah Partisi Yönetimindeki hükümetin cemiyetimize karşı bir tavır koyduğu belirtiliyor, biz de aynı düşünceyi paylaşıyoruz. Türk hükümeti başlangıçtan itibaren dincilerin zorlamalarına boyun eğmiştir. Bilhassa Refah Partisi ve yöneticileri, bir TV vasıtasıyla masonluk ilkelerine aykırı yayınlara hoşgörü göstermişlerdir. Hükümet localarımıza baskı uygulayarak, adli tahkikat açarak ve polisi arşivlerimizi aşamayla görevlendirerek, düşmanca tavrını belli etmiştir. Bu baskıyı derhal ortadan kaldırmak kaçınılmaz görünmektedir." (156)
Bu mektubun ne manaya geldiğini anlamamak mümkün değildir. Şimdi hep birlikte mektubun devamında yer alan önemli kararları okuyalım:
